Hürriyet yazarı Sefer Levent, internet üzerinden dünyaca ünlü markaların ürünlerini sattıklarını iddia eden mosmoda.com'un yol açtığı mağduriyetleri köşesine taşıdı. İşte Levent'in o yazısı:
Dünyaca ünlü premium markaların yeni sezon koleksiyonlarını sattığını iddia eden bir alışveriş platformu var. Adı Mosmoda... Bu siteyle ilgili bir şikayet bana ulaşıp vatandaşları uyarmam istendiğinde baktım. Alışveriş platformunda 300 TL’ye satılan çanta da var, tam 36 bin 470 TL’ye satılan elbise de. Site hayli iddialı. Louis Vuitton, Valentino, Fendi, Balenciaga, Bottega Veneta, Burberry, Dior, Gucci, Miu Miu vs. Ne kadar lüks marka varsa burada...
Türkiye’ye henüz gelmemiş çok ünlü markaların yeni sezon ürünlerini güvenilir bir şekilde sattıldığı öne sürülüyor. Peki ama gerçekte durum böyle mi? Şikayetlerden anlaşılan hiç de böyle değil. Teslim edilmeyen ürünler bir tarafa bu platformdan bir yetkiliye ulaşmak imkansız. Türkiye’de verdikleri adreste kimse yok. Herhangi bir telefonları yok. Sadece site üzerinden iletişim bilgilerinizi vermenizi ve şikayetinizi iletmenizi istiyorlar. Şikayetinizi iletiyorsunuz ancak ne yazık ki size dönen olmuyor. Onlarca şikayet sahibinden biri de okurum G.A. Bakın başından geçenleri bizzat kendisi anlatıyor:
MOSMODAZEDELER
“Ben bir Mosmodazedeyim. Yabancı marka ürünlerin büyük indirimlerle satıldığı online alışveriş sitesi Mosmoda.com’dan en son üç yıl öncesine kadar alışveriş yapıyordum. Geçtiğimiz 6 Aralık’ta kızımın doğum günü için çanta siparişi verdim. 374 TL’yi kredi kartımdan 4 taksitle ödeme işlemini yaptıktan sonra “Tahmini teslim tarihi 11-13 Ocak” yazısıyla karşılaştım. Oysa kızımın doğum günü 30 Aralık’tı. Bu geç teslim şartına üzülürken çantayı almak bir yana teslim etmedikleri ürünün 4’üncü ve son taksitini de tahsil edecekleri hiç aklıma gelmemişti. Vaat edilen tarih yaklaştığı halde maille bilgilendirilmemem dikkatimi çekmişti. Mosmoda’nın internet sitesine girdiğimde geçmiş yıllardaki müşteri hizmetlerinin telefon numarasının artık olmadığını gördüm. Mail gönderdiğimde otomatik maille “İki iş günü içinde tarafıma dönüleceği” bildirildi. Bu arada vermedikleri ürünün taksitlerini kredi kartımdan tahsil etmeye devam ettiler. İnternetten araştırdığımda Mosmodazedelerin çokluğunu, üstelik benim gibi 374 TL değil, 10 bin, 13 bin, 8 bin TL kaptıranları gördüm. Göz göre göre dolandırılıyorduk ve bu online alışveriş sitesi hiçbir engelle karşılaşmıyordu.”
MERKEZ LOS ANGELES
İnternette biraz daha araştırma yaptığımda bu siteyle ilgili onlarca şikayet mektubu gördüm. Şikayetlerin hepsi birbirine benziyordu. Siparişler verilmiş, ödemeler yapılmış ancak mallar tüketiciye ulaşmamıştı. Üstelik hiçbir şekilde bilgilendirilmedikleri gibi karşılarında bir muhattap da bulamamışlardı.
Sonrasında sitenin önceki adresi mosmoda.com’a erişimin mahkeme kararı ile engellendiği bilgisine ulaştım. Belli ki bu siteyle ilgili şikayetler nedeniyle bu karar verilmişti. Ancak anlaşılan bu erişim engelini aşmanın formülü de bulunmuş mosmoda.com.tr yayına sokulmuştu.
Her ne kadar Mosmoda’nın İstanbul Ticaret Odası’nda kaydı olsa da şirketin merkezi olarak gösterilen adresteki telefonlara yanıt veren yoktu. Web adresinin kimin üzerine kayıtlı olduğunu buldum. Mosmoda’nın sahibi ‘Berk Yeşilçimen’di. Bu kez karşıma adres olarak Los Angeles/California ve ABD’de bir telefon numarası çıktı. Numarayı aradık. Telefonun ucundaki kişiye Mosmoda.com.tr’ye ulaşmaya çalıştığımızı söylediğimizde, Türkçe olarak, “Yanlış numara” yanıtıyla karşılaştık. “Peki bir şu an bir Türk ile konuşmamız tesadüf mü, sizi daha önce arayan oldu mu” diye sorduk. Aldığımız yanıt ise işleri daha da gizemli bir hale getirdi: “En son 2 yıl önce arayan oldu ancak oranın satışı 2 yıl önce gerçekleşti...” Özetle, hattın ucundaki kişinin bu konuyla ilgili bir hayli bilgisi vardı.
Uzun lafın kısası bu siteyle ilgili mal tesliminde ciddi problemler olduğu iddiası var. Site yetkililerinin bu kadar ulaşılmaz olması da bu iddiaların doğru olma olasılığını kuvvetlendiriyor.
Siz siz olun sanal alemde alışveriş yapacağınız siteleri iyi araştırın. Aman dikkat diyorum, paranızdan olmayın...
21 Nisan 2018 Cumartesi
19 Nisan 2018 Perşembe
Amazon'un prime üye sayısı 100 milyonu aştı
Amazon'un üye sayısı hakkında kamuoyuna ilk kez resmi açıklama yapıldı
ABD'li e-ticaret devi Amazon'un "prime" adı verilen ve milyonlarca ürünü tüketicilere en geç iki gün içinde ek ücret almadan ulaştıran hizmetini kullanan kişilerin sayısının 100 milyonu aştığı bildirildi.
ABD finans dünyasının bütün yıl sabırsızlıkla beklediği ve dünyanın en zengin insanı olan Amazon kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Jeff Bezos'un "Hissedarlara Yıllık Mektubu" yayımlanarak şirketin üye sayısı hakkında ilk kez kamuoyuna bilgi verildi.
Bezos mektubunda, 13 yıl önce başlayan prime hizmetini şu anda dünya genelinde 100 milyondan fazla insanın kullandığını belirterek, şirketin geçen sene bu üyelik kapsamında dünya genelinde 5 milyardan fazla ürünü tüketicilere gönderdiğini vurguladı.
Geçen sene prime üye sayısında rekor kırıldığı bilgisini paylaşan Bezos, bu tip üyeliği bulunan tüketicilere 100 milyonu aşkın farklı ürünün en geç iki gün içinde ek ücret almadan ve ürün sayısında kısıtlama olmadan teslim edildiğine dikkati çekti.
Bezos, prime üyeliğin geçen sene Meksika, Singapur, Hollanda ve Lüksemburg'da da başladığını aktardı.
ABD ve Kanada dışında, Amazon prime üyeliği İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Avusturya, Hindistan ve Japonya'da bulunuyor.
Amazon, yıllık 99 dolar (yaklaşık 397 Türk lirası) veya aylık 13 dolar (52 Türk lirası) olan prime hizmeti sayesinde kullanıcılarına milyonlarca ürünü en geç iki gün içinde ücretsiz ulaştırabiliyor. Üyeler ayrıca, prime hizmeti sayesinde binlerce film ve diziyi ücretsiz izleyebiliyor.
ABD'li e-ticaret devi Amazon'un "prime" adı verilen ve milyonlarca ürünü tüketicilere en geç iki gün içinde ek ücret almadan ulaştıran hizmetini kullanan kişilerin sayısının 100 milyonu aştığı bildirildi.
ABD finans dünyasının bütün yıl sabırsızlıkla beklediği ve dünyanın en zengin insanı olan Amazon kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Jeff Bezos'un "Hissedarlara Yıllık Mektubu" yayımlanarak şirketin üye sayısı hakkında ilk kez kamuoyuna bilgi verildi.
Bezos mektubunda, 13 yıl önce başlayan prime hizmetini şu anda dünya genelinde 100 milyondan fazla insanın kullandığını belirterek, şirketin geçen sene bu üyelik kapsamında dünya genelinde 5 milyardan fazla ürünü tüketicilere gönderdiğini vurguladı.
Geçen sene prime üye sayısında rekor kırıldığı bilgisini paylaşan Bezos, bu tip üyeliği bulunan tüketicilere 100 milyonu aşkın farklı ürünün en geç iki gün içinde ek ücret almadan ve ürün sayısında kısıtlama olmadan teslim edildiğine dikkati çekti.
Bezos, prime üyeliğin geçen sene Meksika, Singapur, Hollanda ve Lüksemburg'da da başladığını aktardı.
ABD ve Kanada dışında, Amazon prime üyeliği İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Avusturya, Hindistan ve Japonya'da bulunuyor.
Amazon, yıllık 99 dolar (yaklaşık 397 Türk lirası) veya aylık 13 dolar (52 Türk lirası) olan prime hizmeti sayesinde kullanıcılarına milyonlarca ürünü en geç iki gün içinde ücretsiz ulaştırabiliyor. Üyeler ayrıca, prime hizmeti sayesinde binlerce film ve diziyi ücretsiz izleyebiliyor.
15 Nisan 2018 Pazar
e-ticaret yetmedi bir de s-ticaret çıktı
e-ticarete uyum sürecindeki perakendede sosyal medya ticareti ‘s-ticaret’ çığ gibi büyüyor.
Perakendede sosyal ticaret çığ gibi büyüyor. Sektör, e-ticaretin getirdiği yeniliklere uyum sağlamaya çalışırken, sosyal medyanın gelişmesi günlük yaşamın her alanında farklılıklar yaratıyor. 2 milyar kullanıcılı Facebook, 1.5 milyar kullanıcılı YouTube ve 800 milyonluk Instagram aynı zamanda birçok markanın da mağazası durumunda. Dünyada ‘s-Ticaret’ olarak adlandırılan sosyal ticaret, 2011’de 5 milyar dolar hacme sahipken 2016’da 50 milyar dolara yükseldi. Önümüzdeki 3 yılda bu rakamın 3’e katlanarak 160 milyar doları aşacağı tahmin ediliyor. Son 5 yılda 10 kat büyüyen sosyal ticaret, alışveriş alışkanlıklarını tamamen değiştirirken, Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Yönetim Kurulu Başkanı Emre Ekmekçi, durumun hem tüketici hem de sektör açısından büyük risk taşıdığını söyledi.
VERGİ ÖDENMİYOR
Tüketicinin ürünü sosyal medyadan görüp beğendiğini ve satın almak istediğini belirten Ekmekçi, “Ancak karşısında tüzel kişilik değil, kendisi gibi bir birey yer alıyor. Bu gibi durumlarda sonuç genellikle tüketicinin yaşadığı kötü deneyimle sonuçlanıyor. Ürün vaat edildiği gibi kendisine ulaşmıyor ya da vaat edilenden farklı, kırık ve hasarlı ürün oluyor. Tüketici yaşadığı mağduriyeti çözebilmek için kimseye ulaşamıyor ya da hukuki yollara başvuramıyor. Çünkü söz konusu alışveriş bir mesafeli satış sözleşmesiyle bile korunmuyor. Satıcı, yaptığı satış üzerinden vergi dahi ödemiyor. Ürünlerin sağlık açısından uygun olduğuna dair bir denetleme de yapılamıyor. Hatta bu gibi mecralarda satışı yasaklanmış ürünlere dahi rastlamak mümkün” dedi.
‘SATIN AL’ BUTONU ALIŞVERİŞE TEŞVİK EDİYOR
- KPMG Türkiye ‘sosyal ticaret’i araştırdı. Sonuçlara göre; Ocak 2018’de 7.5 milyarın üzerine çıkan dünya nüfusunun yüzde 53’ü, yani 4 milyarı aktif internet kullanıcısı. 3.2 milyarı sosyal medyada aktif. Bu rakam 2010 yılında 97 milyondu.
- Markaların ilk tercihi yüzde 94 ile Facebook. Onu yüzde 68 ile Twitter, yüzde 56 ile LinkedIn, yüzde 54 ile Instagram, yüzde 45 ile YouTube, yüzde 30 ile Pinterest takip ediyor. Türkiye’de yaklaşık 54 milyon internet ve 51 milyon sosyal medya kullanıcısı var.
-Tüketicilerin yüzde 83’ü bir ürün/hizmet satın almadan önce sosyal ağlarda araştırma yaptığını belirtiyor. Yüzde 16’sı sosyal ağlarda görüp beğendiği ürün/hizmetler için ağ üzerinde ‘satın al’ butonu olmasının kendisini satın almaya teşvik edeceğini söylüyor. Hatta yüzde 23’ü de karşılarına çıkan reklamlara ya da ‘satın al’ butonuna tıklayarak alışveriş yaptığını belirtiyor.
E-TİCARET İZLEME MERKEZİ ÖNEMLİ BİR ADIM
Bu alışverişin tüketici için ciddi bir tehdit oluşturduğunu anlatan Emre Ekmekçi, şu bilgileri verdi: “Tüketici yaşadığı kötü deneyim sonucunda güvenilir e-ticaret sitelerine bile tereddütle yaklaşıyor ve online alışverişi hayatından çıkarıyor. Bu gibi satışların denetimi şart. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından kurulmakta olan E-Ticaret İzleme Merkezi, çok önemli bir adım. Bu merkezin, kayıt dışı e-ticaretin büyük ölçüde önüne geçeceğini düşünüyorum. Bireyler de mutlaka kendilerine Mesafeli Satış Sözleşmesi’nin sunulduğuna dikkat etmeli ve satıcıdan muhakkak fatura talep etmeliler.”
Perakendede sosyal ticaret çığ gibi büyüyor. Sektör, e-ticaretin getirdiği yeniliklere uyum sağlamaya çalışırken, sosyal medyanın gelişmesi günlük yaşamın her alanında farklılıklar yaratıyor. 2 milyar kullanıcılı Facebook, 1.5 milyar kullanıcılı YouTube ve 800 milyonluk Instagram aynı zamanda birçok markanın da mağazası durumunda. Dünyada ‘s-Ticaret’ olarak adlandırılan sosyal ticaret, 2011’de 5 milyar dolar hacme sahipken 2016’da 50 milyar dolara yükseldi. Önümüzdeki 3 yılda bu rakamın 3’e katlanarak 160 milyar doları aşacağı tahmin ediliyor. Son 5 yılda 10 kat büyüyen sosyal ticaret, alışveriş alışkanlıklarını tamamen değiştirirken, Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Yönetim Kurulu Başkanı Emre Ekmekçi, durumun hem tüketici hem de sektör açısından büyük risk taşıdığını söyledi.
VERGİ ÖDENMİYOR
Tüketicinin ürünü sosyal medyadan görüp beğendiğini ve satın almak istediğini belirten Ekmekçi, “Ancak karşısında tüzel kişilik değil, kendisi gibi bir birey yer alıyor. Bu gibi durumlarda sonuç genellikle tüketicinin yaşadığı kötü deneyimle sonuçlanıyor. Ürün vaat edildiği gibi kendisine ulaşmıyor ya da vaat edilenden farklı, kırık ve hasarlı ürün oluyor. Tüketici yaşadığı mağduriyeti çözebilmek için kimseye ulaşamıyor ya da hukuki yollara başvuramıyor. Çünkü söz konusu alışveriş bir mesafeli satış sözleşmesiyle bile korunmuyor. Satıcı, yaptığı satış üzerinden vergi dahi ödemiyor. Ürünlerin sağlık açısından uygun olduğuna dair bir denetleme de yapılamıyor. Hatta bu gibi mecralarda satışı yasaklanmış ürünlere dahi rastlamak mümkün” dedi.
‘SATIN AL’ BUTONU ALIŞVERİŞE TEŞVİK EDİYOR
- KPMG Türkiye ‘sosyal ticaret’i araştırdı. Sonuçlara göre; Ocak 2018’de 7.5 milyarın üzerine çıkan dünya nüfusunun yüzde 53’ü, yani 4 milyarı aktif internet kullanıcısı. 3.2 milyarı sosyal medyada aktif. Bu rakam 2010 yılında 97 milyondu.
- Markaların ilk tercihi yüzde 94 ile Facebook. Onu yüzde 68 ile Twitter, yüzde 56 ile LinkedIn, yüzde 54 ile Instagram, yüzde 45 ile YouTube, yüzde 30 ile Pinterest takip ediyor. Türkiye’de yaklaşık 54 milyon internet ve 51 milyon sosyal medya kullanıcısı var.
-Tüketicilerin yüzde 83’ü bir ürün/hizmet satın almadan önce sosyal ağlarda araştırma yaptığını belirtiyor. Yüzde 16’sı sosyal ağlarda görüp beğendiği ürün/hizmetler için ağ üzerinde ‘satın al’ butonu olmasının kendisini satın almaya teşvik edeceğini söylüyor. Hatta yüzde 23’ü de karşılarına çıkan reklamlara ya da ‘satın al’ butonuna tıklayarak alışveriş yaptığını belirtiyor.
E-TİCARET İZLEME MERKEZİ ÖNEMLİ BİR ADIM
Bu alışverişin tüketici için ciddi bir tehdit oluşturduğunu anlatan Emre Ekmekçi, şu bilgileri verdi: “Tüketici yaşadığı kötü deneyim sonucunda güvenilir e-ticaret sitelerine bile tereddütle yaklaşıyor ve online alışverişi hayatından çıkarıyor. Bu gibi satışların denetimi şart. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından kurulmakta olan E-Ticaret İzleme Merkezi, çok önemli bir adım. Bu merkezin, kayıt dışı e-ticaretin büyük ölçüde önüne geçeceğini düşünüyorum. Bireyler de mutlaka kendilerine Mesafeli Satış Sözleşmesi’nin sunulduğuna dikkat etmeli ve satıcıdan muhakkak fatura talep etmeliler.”
13 Nisan 2018 Cuma
Profesörün tweet'i o kitaplar için vergi muafiyeti getirdi
Profesör Yılmaz Esmer’in yurtdışından sipariş ettiği bir kitaba ödediği gümrük vergisi üzerine paylaştığı tweet, yurtdışından kargo yoluyla gelen kitaplara vergi muafiyeti sağladı.
Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde görev yapan Profesör Yılmaz Esmer’in yurtdışından ısmarladığı bir kitabına ödediği gümrük vergisi üzerine geçen yılın aralık ayında “Ülkemizde, dışarıdan ısmarladığınız bir adet mesleki kitaba bile gümrük vergisi alınıyor. Bir kitaba 46 TL gümrük ödedim. Bu ülkede nasıl bilim yapılacak? Belki duyan olur (mu acaba?)” ifadeleriyle paylaştığı tweet, yurtdışından kargo yoluyla gelen kitaplara vergi muafiyeti sağladı.
Bu tweet üzerine Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Esmer’i telefonla arayarak konuyla ilgileneceğini söylemişti.
Gazete Habertürk'ten Volkan Yanardağ'ın haberine göre Resmi Gazete’de önceki gün Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye gümrük bölgesindeki bir kişiye posta ya da hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelen, bedeli gönderi başına 150 Euro’yu geçmeyen kişisel kullanıma mahsus kitap veya benzeri basılı yayına vergi muafiyeti getirildi. 150 Euro üzeri benzer kargolar için yüzde 8 vergi uygulanacak. Karar, 25 Nisan’dan itibaren uygulanmaya başlanacak.
Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde görev yapan Profesör Yılmaz Esmer’in yurtdışından ısmarladığı bir kitabına ödediği gümrük vergisi üzerine geçen yılın aralık ayında “Ülkemizde, dışarıdan ısmarladığınız bir adet mesleki kitaba bile gümrük vergisi alınıyor. Bir kitaba 46 TL gümrük ödedim. Bu ülkede nasıl bilim yapılacak? Belki duyan olur (mu acaba?)” ifadeleriyle paylaştığı tweet, yurtdışından kargo yoluyla gelen kitaplara vergi muafiyeti sağladı.
Bu tweet üzerine Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Esmer’i telefonla arayarak konuyla ilgileneceğini söylemişti.
Gazete Habertürk'ten Volkan Yanardağ'ın haberine göre Resmi Gazete’de önceki gün Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye gümrük bölgesindeki bir kişiye posta ya da hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelen, bedeli gönderi başına 150 Euro’yu geçmeyen kişisel kullanıma mahsus kitap veya benzeri basılı yayına vergi muafiyeti getirildi. 150 Euro üzeri benzer kargolar için yüzde 8 vergi uygulanacak. Karar, 25 Nisan’dan itibaren uygulanmaya başlanacak.
7 Nisan 2018 Cumartesi
Sosyal medyada milyonluk vurgun
Sosyal medya kayıtdışı ticaretin merkezi oldu. Sadece Instagram’dan günlük 7 milyon TL’lik satış yapılıyor
Türkiye'de her geçen gün sosyal medya üzerinden yapılan satışlar büyürken tüketici mağduriyetlerine de yenileri ekleniyor. Başta tekstil ürünleri olmak üzere ayakkabı, çanta, saat, butik pasta gibi birçok sektörün pazarlama kanalı haline gelen sosyal medya hem dolandırıcılara fırsat veriyor hem de kayıt dışılığın önünü açıyor. Mesafeli satış yönetmeliğine göre internetten alınan her ürünün 14 gün içinde sorgusuz sualsiz iade ya da değişim yapılması gerekiyor. Ancak sosyal medya aracılığıyla satış yapan hemen her firma ana sayfasında yaptığı "İade ya da değişim yoktur" ibaresini gerekçe göstererek tüketiciyi mağdur ediyor.
Sadece Instagram üzerinden aylık 200 milyon TL'nin üzerinde satış yapıldığına dikkat çeken uzmanlar, bunun büyük bir bölümünün faturasız olduğunu belirterek 20 milyon TL'nin üzeninde vergi kaybı olduğunu vurguluyor. Sosyal medya üzerinden yapılan satışların her geçen gün büyüdüğüne dikkat çeken uzmanlar, "Tekstil ürünlerinin yüzde 30'u bu kanal aracılığıyla satılıyor. İki yıl önce bu oran yüzde 20'lerdeydi. Pazar her geçen gün büyüyor, acil müdahale gerekiyor" diyor.
%10'UNU KAPSIYOR
KPMG Türkiye'nin araştırmasına göre 2011'de 5 milyar dolarlık hacme sahip sosyal ticaretin payı 2016'da 50 milyar dolara yükseldi. Önümüzdeki üç yılda üçe katlanarak 160 milyarı aşacağı öngörülüyor. Beş yılda 10 kat büyüyen sosyal ticaretin perakendede yıkıcı etki yaratacağı vurgulanıyor.
Avukat Cevat Kazma'nın verdiği bilgilere göre Türkiye'de sadece Instagram üzerinden yapılan günlük işlem hacmi 7 milyon lirayı buldu. Tüketicilerin uygun fiyatlı ürün bulma beklentisiyle bu tür alışverişlere yöneldiğini söyleyen Kazma, Türkiye'deki e-ticaretin yüzde 10'luk kısmını sosyal medya üzerinden yapılan alışverişlerin oluşturduğunu belirtti. Kazma, "Sosyal medya yasal boşlukları kullanarak haksız kazanç elde ediyor. Burada ciddi tüketici mağduriyeti yaşanıken devlet de büyük bir vergi kaybı yaşıyor" dedi.
VERGİ MÜFETTİŞİ ORDUSU KURULUYOR
Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, dijital kanaldaki kayıtdışılığı önlemek amacıyla büyük bir risk analiz merkezi kuruyor. Bu merkezde 200 kişilik vergi müfettişleri gece gündüz e-ticareti ekrandan izleyecek. E-Ticaret İzleme Merkezi bilgiyi yakalayacak, ilin ilgili vergi dairesine bildirecek. Aynı gün denetim yapılıp vergi mükellefiyeti kaydedilecek.
TALEP HER GÜN ARTIYOR
eBay MENA Bölge Direktörü ve TOBB E-Ticaret Sektör Meclisi Başkanı Öget Kantarcı, Türkiye'de sosyal medyadan alışverişe rağbetin arttığını belirterek, "Satış yapanların vergilendirilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor. Biz de takip ediyoruz" dedi. Türkiye'deki e-ticaret oyuncularının Mesafeli Satış Sözleşmesi'ni uyguladığını ifade eden Kantarcı, "Bu sözleşme, tüketiciye çeşitli haklar tanıyor. Örneğin, tüketici 14 gün içinde ürünü iade edebilme hakkına sahip. Sosyal medyadan alışveriş yaparken tüketiciler yine Mesafeli Satış Sözleşmesi imzaladığına emin olmalı. Aksi halde sorun yaşayabilir. Aynı şekilde fatura talep edilmeli yoksa satın alınan ürün şikâyete konu olduğunda yasal süreçler sonuçsuz kalabilir" bilgisini verdi.
Türkiye'de her geçen gün sosyal medya üzerinden yapılan satışlar büyürken tüketici mağduriyetlerine de yenileri ekleniyor. Başta tekstil ürünleri olmak üzere ayakkabı, çanta, saat, butik pasta gibi birçok sektörün pazarlama kanalı haline gelen sosyal medya hem dolandırıcılara fırsat veriyor hem de kayıt dışılığın önünü açıyor. Mesafeli satış yönetmeliğine göre internetten alınan her ürünün 14 gün içinde sorgusuz sualsiz iade ya da değişim yapılması gerekiyor. Ancak sosyal medya aracılığıyla satış yapan hemen her firma ana sayfasında yaptığı "İade ya da değişim yoktur" ibaresini gerekçe göstererek tüketiciyi mağdur ediyor.
Sadece Instagram üzerinden aylık 200 milyon TL'nin üzerinde satış yapıldığına dikkat çeken uzmanlar, bunun büyük bir bölümünün faturasız olduğunu belirterek 20 milyon TL'nin üzeninde vergi kaybı olduğunu vurguluyor. Sosyal medya üzerinden yapılan satışların her geçen gün büyüdüğüne dikkat çeken uzmanlar, "Tekstil ürünlerinin yüzde 30'u bu kanal aracılığıyla satılıyor. İki yıl önce bu oran yüzde 20'lerdeydi. Pazar her geçen gün büyüyor, acil müdahale gerekiyor" diyor.
%10'UNU KAPSIYOR
KPMG Türkiye'nin araştırmasına göre 2011'de 5 milyar dolarlık hacme sahip sosyal ticaretin payı 2016'da 50 milyar dolara yükseldi. Önümüzdeki üç yılda üçe katlanarak 160 milyarı aşacağı öngörülüyor. Beş yılda 10 kat büyüyen sosyal ticaretin perakendede yıkıcı etki yaratacağı vurgulanıyor.
Avukat Cevat Kazma'nın verdiği bilgilere göre Türkiye'de sadece Instagram üzerinden yapılan günlük işlem hacmi 7 milyon lirayı buldu. Tüketicilerin uygun fiyatlı ürün bulma beklentisiyle bu tür alışverişlere yöneldiğini söyleyen Kazma, Türkiye'deki e-ticaretin yüzde 10'luk kısmını sosyal medya üzerinden yapılan alışverişlerin oluşturduğunu belirtti. Kazma, "Sosyal medya yasal boşlukları kullanarak haksız kazanç elde ediyor. Burada ciddi tüketici mağduriyeti yaşanıken devlet de büyük bir vergi kaybı yaşıyor" dedi.
VERGİ MÜFETTİŞİ ORDUSU KURULUYOR
Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, dijital kanaldaki kayıtdışılığı önlemek amacıyla büyük bir risk analiz merkezi kuruyor. Bu merkezde 200 kişilik vergi müfettişleri gece gündüz e-ticareti ekrandan izleyecek. E-Ticaret İzleme Merkezi bilgiyi yakalayacak, ilin ilgili vergi dairesine bildirecek. Aynı gün denetim yapılıp vergi mükellefiyeti kaydedilecek.
TALEP HER GÜN ARTIYOR
eBay MENA Bölge Direktörü ve TOBB E-Ticaret Sektör Meclisi Başkanı Öget Kantarcı, Türkiye'de sosyal medyadan alışverişe rağbetin arttığını belirterek, "Satış yapanların vergilendirilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor. Biz de takip ediyoruz" dedi. Türkiye'deki e-ticaret oyuncularının Mesafeli Satış Sözleşmesi'ni uyguladığını ifade eden Kantarcı, "Bu sözleşme, tüketiciye çeşitli haklar tanıyor. Örneğin, tüketici 14 gün içinde ürünü iade edebilme hakkına sahip. Sosyal medyadan alışveriş yaparken tüketiciler yine Mesafeli Satış Sözleşmesi imzaladığına emin olmalı. Aksi halde sorun yaşayabilir. Aynı şekilde fatura talep edilmeli yoksa satın alınan ürün şikâyete konu olduğunda yasal süreçler sonuçsuz kalabilir" bilgisini verdi.
Artık telefon kutusundan salatalık çıkmayacak
TBMM, e-ticaret sitelerinde tüketicilerin sahte ürünlerden dolayı yaşadığı mağduriyeti önlemek adına çalışma başlattı
TBMM’ye sunulan Ürün Güvenliği kanun tasarısı ile, sahte, sağlığa zararlı, tehlikeli ve güvensiz ürünlerin piyasaya sürülmesi yasaklanıyor. Yasa yürürlüğe girdiğinde hem güvensiz Çin malı ürünler, hem de e-ticaret yoluyla halkı aldatan malların satışı yapılamayacak.
Söz konusu tasarı ile e-ticarete de yaptırımlar geliyor. E-ticaret kapsamında uygunsuz ya da güvensiz ürün satılamayacak. Sözcü'den Deniz Ayhan'ın haberine göre hem müşteriye sahte ürün gönderen firma kapatılıp para cezası uygulanacak, hem de bu tür satışa aracılık eden internet, radyo veya TV şirketlerine ceza verilecek. Üretici ve ithalatçı firma güvenilir ve sağlığa uygun ürünler imal ve ithal etmek zorunda olacak. Aksi halde 250 bin liraya kadar para cezası verilecek.
GERİ ÇAĞIRMA ZORUNLU
Güvensiz olduğu anlaşılan ürünlerin geri çağrılması da zorunlu tutuldu. Yasal mevzuata ilk kez ”Ürün sorumluluğu tazminatı'’ da giriyor. İmalatçı, güvenli olmayan bir ürünün yol açtığı yaralanma, ölüm ya da maddi kayıplardan dolayı tazminat ödeyecek. “Türk malı” imajının yabancı pazarlarda da korunması için güvensiz veya tağşişe konu ürün ihracı da yasaklanıyor. Ürünler için izlenebilirlik mekanizması da getirilecek, ürün imalatından ürünü kime sattığına kadar takip edilecek; imalatçıdan satıcıya kadar bütün işletmecilerin ürünü kimden aldığı ve kime sattığının beyan edilmesi de zorunlu olacak.
TÜRKÇE KILAVUZ
İmalatçı ve ithalatçılar yalnızca genel ürün güvenliği gereklerine uygun ürünleri arz edebilecek. Ürünün taşıyabileceği risklere karşı gereken tedbirleri alacak ve bunlardan sakınabilmeleri için kullanıcılara gerekli bilgileri verecek. Ürünün ambalajında ürünle ilgili montaj, kullanım bilgileri ve bakım talimatlarının yanı sıra güvenlik bilgileri de Türkçe olarak yer alacak. Piyasaya arz ettikleri veya piyasada bulundurdukları ürünün uygun olmadığını tespit edip, yetkili kuruluşun talebi ve uyarısı olmadan uygunsuzluğun giderilmesi ve riskin ortadan kaldırılması için ürünün geri çağrılması da dahil olmak üzere gerekli tedbirleri alan ve uygunsuzluğu gideren firmalara idari yaptırım uygulanmayacak.
SALATALIK, ARMUT…
Muğla’nın Marmaris ilçesinde yaşayan Yusuf Kurnaz 2014 yılında internet üzerinden 900 TL vererek cep telefonu sipariş etmişti. Ancak eline ulaşan kutudan salatalık ve oyuncak cep telefonu çıktı. Yusuf Kurnaz, polise ve Tüketici Hakları Derneğine şikayette bulunmuştu. Bitlis’te de Muştak Aydın isimli vatandaşın bir televizyon reklamında görerek sipariş verdiği telefonun kutusundan oyuncak telefon ve armut çıkmıştı.
TBMM’ye sunulan Ürün Güvenliği kanun tasarısı ile, sahte, sağlığa zararlı, tehlikeli ve güvensiz ürünlerin piyasaya sürülmesi yasaklanıyor. Yasa yürürlüğe girdiğinde hem güvensiz Çin malı ürünler, hem de e-ticaret yoluyla halkı aldatan malların satışı yapılamayacak.
Söz konusu tasarı ile e-ticarete de yaptırımlar geliyor. E-ticaret kapsamında uygunsuz ya da güvensiz ürün satılamayacak. Sözcü'den Deniz Ayhan'ın haberine göre hem müşteriye sahte ürün gönderen firma kapatılıp para cezası uygulanacak, hem de bu tür satışa aracılık eden internet, radyo veya TV şirketlerine ceza verilecek. Üretici ve ithalatçı firma güvenilir ve sağlığa uygun ürünler imal ve ithal etmek zorunda olacak. Aksi halde 250 bin liraya kadar para cezası verilecek.
GERİ ÇAĞIRMA ZORUNLU
Güvensiz olduğu anlaşılan ürünlerin geri çağrılması da zorunlu tutuldu. Yasal mevzuata ilk kez ”Ürün sorumluluğu tazminatı'’ da giriyor. İmalatçı, güvenli olmayan bir ürünün yol açtığı yaralanma, ölüm ya da maddi kayıplardan dolayı tazminat ödeyecek. “Türk malı” imajının yabancı pazarlarda da korunması için güvensiz veya tağşişe konu ürün ihracı da yasaklanıyor. Ürünler için izlenebilirlik mekanizması da getirilecek, ürün imalatından ürünü kime sattığına kadar takip edilecek; imalatçıdan satıcıya kadar bütün işletmecilerin ürünü kimden aldığı ve kime sattığının beyan edilmesi de zorunlu olacak.
TÜRKÇE KILAVUZ
İmalatçı ve ithalatçılar yalnızca genel ürün güvenliği gereklerine uygun ürünleri arz edebilecek. Ürünün taşıyabileceği risklere karşı gereken tedbirleri alacak ve bunlardan sakınabilmeleri için kullanıcılara gerekli bilgileri verecek. Ürünün ambalajında ürünle ilgili montaj, kullanım bilgileri ve bakım talimatlarının yanı sıra güvenlik bilgileri de Türkçe olarak yer alacak. Piyasaya arz ettikleri veya piyasada bulundurdukları ürünün uygun olmadığını tespit edip, yetkili kuruluşun talebi ve uyarısı olmadan uygunsuzluğun giderilmesi ve riskin ortadan kaldırılması için ürünün geri çağrılması da dahil olmak üzere gerekli tedbirleri alan ve uygunsuzluğu gideren firmalara idari yaptırım uygulanmayacak.
SALATALIK, ARMUT…
Muğla’nın Marmaris ilçesinde yaşayan Yusuf Kurnaz 2014 yılında internet üzerinden 900 TL vererek cep telefonu sipariş etmişti. Ancak eline ulaşan kutudan salatalık ve oyuncak cep telefonu çıktı. Yusuf Kurnaz, polise ve Tüketici Hakları Derneğine şikayette bulunmuştu. Bitlis’te de Muştak Aydın isimli vatandaşın bir televizyon reklamında görerek sipariş verdiği telefonun kutusundan oyuncak telefon ve armut çıkmıştı.
Kaya: e-ticaret siteleri sahte saat satıyor
Saat&Saat Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Kaya, “Türkiye’de bütün internet siteleri sahte saat satıyor. Numune alıp yurtdışına gönderdik, bunu tespit ettik ama hiçbir yaptırım uygulanmıyor” dedi
Saat&Saat Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Kaya, Türkiye'nin en çok bilinen ve üye sayısı milyonlara dayanan e-ticaret sitelerinin sahte saat ve aksesuvarlarını tüketiciye daha uygun fiyata orijinal diye sattıklarını söyledi. Ramazan Kaya, internet sitelerinin yöneticilerini defalarca uyardıklarını ancak bir sonuç alamadıklarını dile getirdi. Kaya, "Türkiye'nin bütün internet siteleri sahte ürün satıyor. Bu konuyla ilgili hukuki mücadelemiz devam ediyor. Her bir e-ticaret sitesinden aldığımız ürünleri yurtdışındaki markaların merkezlerine gönderdik ve ürünlerin sahte olduğunu kanıtladık. Grey market dediğimiz paralel ticaretle ülkeye giren malların içerisine sahte ürünler karışıyor. Sitelerin kimisi bunun farkında kimisi değil. Uyardığımız zaman da 'bizim sorumluluğumuzda değil' diyorlar. Çünkü kanuna göre ürünü satan firma sorumlu. İnternet sitelerinin satılan sahte üründen sorumlu olması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Saat&Saat Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Kaya, Türkiye'nin en çok bilinen ve üye sayısı milyonlara dayanan e-ticaret sitelerinin sahte saat ve aksesuvarlarını tüketiciye daha uygun fiyata orijinal diye sattıklarını söyledi. Ramazan Kaya, internet sitelerinin yöneticilerini defalarca uyardıklarını ancak bir sonuç alamadıklarını dile getirdi. Kaya, "Türkiye'nin bütün internet siteleri sahte ürün satıyor. Bu konuyla ilgili hukuki mücadelemiz devam ediyor. Her bir e-ticaret sitesinden aldığımız ürünleri yurtdışındaki markaların merkezlerine gönderdik ve ürünlerin sahte olduğunu kanıtladık. Grey market dediğimiz paralel ticaretle ülkeye giren malların içerisine sahte ürünler karışıyor. Sitelerin kimisi bunun farkında kimisi değil. Uyardığımız zaman da 'bizim sorumluluğumuzda değil' diyorlar. Çünkü kanuna göre ürünü satan firma sorumlu. İnternet sitelerinin satılan sahte üründen sorumlu olması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

