31 Ocak 2021 Pazar

Yılın en iyi eticaret deneyimi sunan e-ticaret sitesi, Mobilya kategorisi

Yılın en iyi eticaret deneyimi sunan e-ticaret sitesi, Mobilya kategorisinde, Adore Mobilya oldu.

Marketing Türkiye tarafından düzenlenen #EchoAwards ödüllerinde finale kalan markalar Adore Mobilya IKEA ve Koçtaş olurken, ödülü alan Adore oldu.

www.adoremobilya.com



“Sabırlı Büyüme Peşindeyiz”

 Nazım Salur, Getir’i 5 yıl önce kurduğunda, stratejisini uzun süreli oluşturmuştu. Hızlı meyve almak yerine, “ağacı büyüterek sonunda 500 kilogram meyve almayı” hedeflemişti. Şimdi yeni rakiplere rağmen hızlı büyümesini sürdürüyor, yeni şehirlere ve İngiltere’ye açılıyor. Ana stratejisi ise hâlâ koruyor: “Kâr, zarar gibi konulara takılmıyoruz. Herkesten farklı olarak 7’nci yılda kâr etmeyi hedefliyoruz.”

BiTaksi, Türkiye’de ulaşımı değiştiren girişimlerden biriydi. Neredeyse 3 dakikada taksiyi müşterisine ulaştırır düzeye gelmişlerdi. Belli bir başarı yakalanmış, iyi bir müşteri verisine ulaşılmıştı.

Olağan BiTaksi toplantılarından birinde, “yeni işler” konuşuluyordu. Kurucu Nazım Salur, ortaya bir fikir attı. Amacı büyük bir potansiyeli olan “süpermarket” işini internete taşımak, Bitaksi’de yarattıkları modeli o alanda kullanmaktı. Soru şu olmuştu: “BiTaksi’de 3 dakikada müşteriye araç gönderiyorsak, neden bunu gıda alanında yapmayalım?”

Bu soru, 6 yıl önce ortaya atıldıktan sonra, neredeyse 1 yıl içinde Getir ortaya çıktı. İş modeli çok yenilikçi ve basit idi: Belli sayıda market ürününü, 10 dakika içinde müşteriye ulaştırmak ve ödemeyi dijital olarak almak. Şimdiye kadar yapılmayanı Türkiye’de başlatacaklardı.

O dönemde Türkiye’de dijital kanallardan satın alınan ürün miktarı binde 3’ler düzeyindeydi. Gidecek yol uzun ve pazar 400 milyar TL düzeyindeydi. Bu motivasyonla yola koyulan Getir, bin kişilik çalışana, bayilerle birlikte 6 bin kişiye ulaştı. Her ne kadar resmi olarak açıklanmasa bile Fast Company dergisinin Şubat ayında açıkladığı “İnternet 100” listesinde, 750-1 milyar TL ciro bandına yerleşti. Bu yılı 1,5 milyar TL üzerinde kapatacağı tahmin ediliyor.

Getir’in kurucusu Nazım Salur, 5 yıldaki bu hızlı büyümeyi, başarıyı getiren yaklaşımını ve girişimin geleceğini Fast Company dergisine anlattı.



Önce serüvenin başına gidelim. Getir’i kurma fikri nasıl oluştu?
Bizim bir önceki girişimimiz BiTaksi’ye bakarak oluştu. Son aşamada taksileri 3 dakikada müşteriye verir hale gelmiştik. Yeni fikirleri konuşurken, “3 dakikada taksi veriyorsak insanların başka ihtiyacı da var. 10 dakikada da insanlara birkaç ürünü götürsek iyi olur” diye düşündüm. Böylece yeni girişimin ilk adımı atılmış oldu.

Getir’de en önemli 3 inovasyon nedir, müşteriye sunduğunuz farkı nasıl ortaya koyarsınız?
Herkes ürün satar, biz ise Getir’de zaman satıyoruz. Getir, Türk piyasasına çıkana kadar internetteki her şey daha ucuza satılmak zorundaydı. Getir, ilk defa bir malı daha pahalı sattı. Verdiği hizmeti, başka şirketlere göre daha pahalıya satabildi.

Bir başka yeniliğimiz ilk defa getirme ücreti almamız oldu. Aslında getirme ücreti, dünyada oldukça yaygın. Bu ücret mutlaka olmalı. Çünkü, eğer kayıt dışı ya da yok pahasına insan çalıştırmıyorsan, getirme ücreti elzem bir şey. Hiç kimse bugüne kadar cesaret edip getirme ücreti istemedi. Oysa Getir, hem malı daha pahalıya sattı hem de götürmek için ücret talep edebildi. Aslında bunlar basit gibi görünebilir. Bence zamanının devrimci işleridir. Bir başka unsur da Getir sadece dijital ödeme aldı, kapıda nakit kabul etmedi. Sanki Covid’in geleceğini biliyorduk. Biz bunu yaptığımızda tutmayacağını iddia edenler çoktu. Oysa müşterilerimiz kart bilgilerini girmeyi kabul ettiler ve biz 5 yıldır kartla ödeme alıyoruz. Biz bunu ilk günden itibaren yüzde 100 dijital yaptık.

Dünyada Getir’i klonlayan şirketler var mı?
Teknolojide başarılı olan girişimler, başka ülkelerde de klonlanır. Azıcık farklı ya da birebir benzerini yaparlar. Bu çok normaldir. Çünkü, hizmet türünün patenti alınamıyor. Sen 10 dakikada mal getirmeye başladığında, başka bir girişimci yaptığında itiraz edemezsin. O da senden bakarak, senin kullandığın yöntemlere benzeterek gidip benzer bir işi kurabiliyor.

Dolayısıyla, bizim ülkemizde de, başka ülkelerde de klonlandık. Bu konuda kanunen yapacak bir şey yok. Aslında gurur verici bir şey. Türkiye genelde klonlayan ülkedir. Getir özelinle klonlanan ülke olduk.

Türkiye’de bunu yapan 10 civarında şirket oldu değil mi?
Çok sayıda şirket piyasaya girdi ama herkes birebir Getir modelini yapmıyor. Bazıları Getir modeline yakın gerçekleştiriyor. Bazıları ise yarım saatte, bir saatte götürebiliyor. Fikir olarak, “dark store” (İnternet mağaza, gölge mağaza) dediğimiz fikri uyguluyorlar. Şu anda Getir’e benzeyenler, yüzde 80-90 aynısını uygulayanlar da var. Bence bu da çok doğal.

Yeni girenlerin de katkısıyla ne kadarlık bir pazar büyüklüğü oluştu?
Aslında buradaki büyüklük çok değil. Türkiye’de toplam hızlı tüketim malları dahil tahminimce pazarın yüzde 1’i dijital. Daha hâlâ bu iş o kadar büyük değil. Gidecek daha çok yol var.

Şu an geldiği yer itibarıyla Getir, nasıl bir konuma ulaştı?
Rekabetçi bir ortamda olduğumuz için satış rakamları vermiyoruz. Temmuz ayında doğum günümüzdü. Bir günde 100 bin kapıyı çaldık. Ağustos’ta da büyüme devam ediyor. Getir, bir günde 100 binin üzerinde kapıya giden bir şirket.

Daha önce kaç kapıya gidiliyordu?
Güzel bir büyüme oldu ama onu söyleyemem.

“İyi şirketler meyve ağacı gibidir, beklemek lazım” demiştin. Meyveler gelmeye başladı mı? Ne zaman gelecek?
Meyve ağacı çok güzel büyüyor. Biz ağaçtan 10 kg değil, 500 kg meyve almak istiyoruz. Acele meyve almak yerine ağacı büyütüyoruz. “Meyve ver” dediğimiz zaman yüzlerce kilo alacağımızı biliyoruz.



Daha önce sizinle Amazon gibi şirketlerin kâra geçme süresinden bahsetmiştik. İyi fikirlerin kâra geçmesi neden tahminlerden uzun sürebiliyor?
Aslında en doğru soru şu: “Çocuğunuz 7 yaşındayken para kazanmasını bekler misiniz?” Hepimiz eğitimini tamamlayıp, ileride gelir elde etmesini bekleriz. Girişimcilikte de şirkete ne kadar yatırım yapıp, kâra geçmeyi erteleyebilirsen, o kadar iyi sonuçlar alabilirsin. Hızlı büyüme için bunu yapmak zorundasınız. Getir çok sağlıklı büyüyor. Verimliliği çok iyi.

Ancak şöyle bir durum var. Bir iş modeli kurarsın. O işi kurduğun şehirde, örneğin 2 yıl sonra kârlı hale gelirsin. Ama sen İstanbul’dan kazandığını biriktirip Ankara’da açmazsın. Beklemeden Ankara’da da açarsın. İstanbul’un kârlı olmasını bekleyip, başka illere gitmeye yönelik strateji izlersen geç kalırsın.

Böyle bir stratejide ilk açtığın şehir kârlı olur ama genelde şirket zarar eder. Bizim şirket, yatırımcılarımız dahil aynı kafayla bakıyoruz. Ağaç meyve versin, bir an önce toplayalım derdinde değiller. Ben ve onlar, “500 kg meyve vermesini bekleyelim” kafasındalar. Eğer 50 kg almaya başlarsan, sonra ağaç hep 50 kg veren durumuna dönüşür. Ben ilk 7 yıl para kazanmayı planlamadım. Eğer fonlamaya devam edersem onu daha da uzatırım. Çünkü, işin bir kısmı para kazanıyor. Yeni açtığın pazarlar ve yatırımlarla işin toplamı kazanıyor. Şirket yönetimine nereden baktığına bağlı. Büyümeyi azaltırsan hemen kâra geçersin.

Getir’de nereye yatırım yapıyorsun, hangi kalemlere para gidiyor?
Getir’den çok sayıda iş çıkardık. Getir Büyük, Getir Su, Getir Yemek gibi işler var. Yaklaşık yarım saatte 7-8 bin restorandan yemek getiriyoruz. 1 işken 4 iş oldu. Yarın finansal işlere de gireceğiz. Girmeyi düşündüğümüz birkaç dikey daha var.

Bu konuya şöyle bakmak lazım. Diyelim ki sen bir giyim markasısın. Önce gömlek, sonra takım elbise yapıyorsun. Sonra da diyelim ki kafe açıyorsun. Oluşan güven nedeniyle senin pasta işini yapacağını düşünen müşteri almaya devam ediyor. Getir’de yeni bir işe girdiğimizde müşteri grubumuz da aynı böyle düşünüyor. Birinci büyüme kanalımız “yeni dikey” dediğimiz alanlardan oluşuyor.

Bir de yeni şehirlere giriyoruz. Biz 1 yıl önce sadece 1 şehirde faaliyetteydik. Şimdi 8 şehirdeyiz. Bunlara yenileri eklenecek, yurt dışına açılacağız. Covid-19 biraz geciktirdi ama önümüzdeki 3-6 ay içerisinde 1-2 ülkede daha Getir’i göreceğiz. İngiltere operasyonu için “eli kulağında” diyebilirim.

NAZIM SALUR
Getir’in kurucusu

İŞİN SIRRI
Herkes ürün satar, biz ise Getir’de zaman satıyoruz.

ANA YAKLAŞIM
Acele meyve almak yerine ağacı büyütüyoruz.



SALUR’UN SIRA DIŞI FORMÜLÜ
01- Getir’de biz her yıl yüzde 100’ün üzerinde büyüdük. Yıllık olarak yüzde 100’ün altında büyüyorsan sen çok başarılı bir startup sayılmazsın. Yüzde 50 büyüme, “orta başarılı bir startup” anlamına gelir.

02- 10’uncu yılın sonunda hâlâ yüzde 100 büyüyebiliyorsan, şirketi kârsız tutabilirsin.
Çünkü, bu oranda büyüdüğünde, kârsız olsa bile şirketinin değeri artmaya devam ediyor.

03- Ancak bu zararı bir yerden fonlaman lazım. Nasıl fonlayacaksın? Hisse satacaksın. Hisseyi kim alır? Bu gerçeği gören girişim sermayesi (VC) şirketleri var. Bunu anlayıp yatırım yapıyorlar.

04- İyi yatırımcı, “Yüzde 100’ün üzerinde büyüyorsan önemli değil” diyor. O yüzden sana ağacı büyütmen için gübre ve sulama parasını veriyorlar. Gerekirse 10 yıl beklemeye hazırlar.

YENİ NESİL STARTUP ORGANİZASYONU
1. Klasik şirketlerden çok farklıyız. Bizde resepsiyonda oturan arkadaşımızla benim oturduğum sandalye aynıdır.

2. Ben dahil hiç kimsenin şirkette odası yoktur. Toplantı odalarını kullanıyoruz.

3. Sıkılan arkadaş gidip minderlerde yatarak da çalışabilir. Çok rahat bir çalışma ortamı sunuyoruz.

4. Organizasyon yapısı olarak klasik şirketlere benzemek zorundayız.

5. Bürokrasi çok daha azdır. Büyük bir şirketin 70 toplantıyla karar vereceği bir işi 2 toplantıda karara bağlarız.

6. Büyük bir şirket ince eler sık dokur, karar verir. Ben 10 tane karar veririm, 2’si yanlış çıkar. Yanlış olduğunu görünce de hızlıca döneriz.

7. Biz sahaya 5 gol atmak için çıkarız. Bazen yenik çıkarız ya da maç 5-2 biter. Bizde sıkıcı maç yoktur.

KRİTİK İKİ ÖNEMLİ ORAN
MÜŞTERİ RATING’İ
Büyüme ve müşterinin rating’leri önemlidir. Bizim uygulamamıza bakarsanız puanımız 5 üzerinden 4.96. Bu ulaşılması çok zor bir oran. Müşteri memnuniyetini yukarıda tutacaksın. Ayağını alıştırdığın müşteriyi rakibe kaptırmayacaksın… Müşteriye iyi davranmazsan da müşteri gidiyor.

ELDE ETME MALİYETİ
Biz büyümeye, büyürken onu kaça yaptığımıza bakarız. Harcadığımız para artar ama yeni bir müşteriyi elde etme maliyeti sürekli düşer. Yeni girenler için bu artar. Biz müşteriyi para vererek edinmiyoruz. Memnun olan müşteri arkadaşına da söylüyor.

YENİ YETENEK TİPLERİ
1. Önce bizde çalışmak isteyenlerin iyi bir insan olmasını bekliyoruz.
2. Zeki ve çalışkan, hızlı insanlar istiyoruz.
3. Değer yargıları bize uygun değilse iş teklif etmiyoruz.
4. Kutunun dışında düşünenleri, toplantıda ters fikir söyleyenleri istiyoruz.
5. Global liderler arıyoruz. Yurt dışında istediği yerde çalışacak insanları hedefliyoruz.

YENİ İŞ KURACAKLARA 3 ÖNERİ
1- Mutlaka farklı bir şey yapacaksın. Aynısından bir bakkal, restoran açmayı düşünüyorsan, sakın yapma. Senin o piyasaya girmenin bir farkı olmalı.

2- Çok sabırlı ve “kalın derili” olman lazım. İlk birkaç yıl işler sandığından çok daha ters gidebilir, aklına gelmeyen zorluklar yaşayabilirsin. Çabuk pes etmeyeceksin.

3- Girişimciliğin ödülü paradır. Ancak, para kazanmak istiyorsan, parayı düşünmemen lazım. İyi bir iş yapmaya ve değer yaratmaya odaklanmalısın. Bir roman yazarı, hikayeyi oluştururken sürekli “bu nasıl satar?” diye düşünüyorsa, o eser çok iyi satmaz.

Kaynak:

E-ticarette teslimat hızının önemi "h-ticaret"i ortaya çıkardı

 Yemeksepeti CEO'su Nevzat Aydın: "Birkaç yıl içinde teslimat sürelerinin daha da kısalacağını rahatlıkla öngörebiliriz. Bu da sektörün oyuncularını yeni nesil bir e-ticaret kavramı olan hızlı ticaret veya kısa adıyla h-ticarete yönelmeye zorladı"

Yemeksepeti Üst Yöneticisi (CEO) Nevzat Aydın, birkaç yıl içinde teslimat sürelerinin daha da kısalacağının rahatlıkla öngörülebileceğini belirterek, 'Bu da sektörün oyuncularını yeni nesil bir e-ticaret kavramı olan hızlı ticaret veya kısa adıyla h-ticarete yönelmeye zorladı. Yemeksepeti olarak operasyonlarımızın odak noktasına aldığımız hızlı teslimat konusundaki faaliyetlerimize devam ederek öncü marka olmayı hedefliyor ve teslimatın geleceğini şekillendirmede önemli bir rol üstleniyoruz.' dedi.


Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını bazı sektörleri olumsuz etkilerken, bazılarının ise öne çıkmasını sağladı. Özellikle dijitalleşmenin artmasıyla kurulan e-ticaret platformları, yeniliklere hızlı adapte olabilme yetkinlikleriyle salgın sürecinde dikkati çekti.


Salgın nedeniyle okullar, çalışma hayatı, spor aktiviteleri ve eğlence faaliyetlerinin yanı sıra alışveriş alışkanlıklarının da eve taşınması, e-ticaret pazarının büyümesini olumlu yönde destekledi.


Konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulunan Yemeksepeti CEO'su Nevzat Aydın, tüm dünyayı etkisi altına alan salgın sürecinin e-ticaret üzerinde de büyük bir etki yarattığını belirterek, insanlar evlerinde daha çok vakit geçirmeye başlayınca, e-ticarete olan talebin de ciddi bir artış gösterdiğini kaydetti.


Son dönemlerde yaşanan gelişmelerin, e-ticaretin geleceğini de hızla şekillendirmeye başladığını ifade eden Aydın, şunları kaydetti:


'İşin içine ‘günlük tüketim’ de girince, tüketiciler e-ticaret ile aldıklarının tesliminde giderek daha sabırsız olmaya başladı. Örneğin 2012 yılında ücretsiz kargo için tüketicilerin makul olarak kabul ettiği teslimat süresi 5,5 günken, 2017 yılında bu süre 4,5 güne inmiş durumda. Bugün ise bu süre 2-3 güne hatta büyükşehirlerde 24 saate indi. Market siparişlerinde ise teslimat süresi 15 dakika gibi muazzam hızlara ulaştı. Birkaç yıl içinde teslimat sürelerinin daha da kısalacağını rahatlıkla öngörebiliriz. Bu da sektörün oyuncularını yeni nesil bir e-ticaret kavramı olan hızlı ticaret veya kısa adıyla h-ticarete yönelmeye zorladı. Yemeksepeti olarak operasyonlarımızın odak noktasına aldığımız hızlı teslimat konusundaki faaliyetlerimize devam ederek öncü marka olmayı hedefliyor ve teslimatın geleceğini şekillendirmede önemli bir rol üstleniyoruz.'


Aydın, sadece telefon ya da bilgisayardan sipariş verme döneminin de kapanmak üzere olduğunu anlatarak, 'Şu anda yavaş yavaş da olsa akıllı saatinizden, televizyonunuzdan ve arabanızdan sesli komutla sipariş verebiliyorsunuz. Farklı platformlardan yemek siparişi verme veya online alışveriş yapma trendinin gelecek yıllarda daha da yükseleceği ve giyilebilir teknolojiler ile birleşerek hayatımızda daha çok yer edeceğini öngörebiliriz.' dedi.


Salgın döneminde YouTube ve Netflix gibi streaming medya sağlayan platformlara yönelik talebin de oldukça arttığını belirten Aydın, 'Bu durumu fırsat olarak gören YouTuber’lar ise dünyada shopstreaming kavramını icat ettiler ve canlı yayınlar ile satış yapmaya başladılar. Bu doğrultuda önümüzdeki dönemde shopstreaming kavramının e-ticaret sektörünün önemli bir parçası olacağını söyleyebiliriz.' diye konuştu.


Aydın, gelecek dönemde görülecek ve markalar için risk taşıyan trendin ise “iptal” kültürü olduğunu aktararak, 'Markalar için sipariş iptalleri salgın öncesinde de yaşanıyordu ancak bunun için tüketiciler karşılaşabilecekleri yaptırımlara karşı bilgi sahibi ve hazırlıklıydılar. Yeni dönemde ise, tüketiciler herhangi bir yaptırımla karşılaşmadan iptal edebilmek istiyor. Bu nedenle kolaylıkla ve en az yaptırımla iptal imkânı veren markaların tüketiciler tarafından daha fazla tercih edileceği kesin. Bu kültürün giderek yaygınlaşması nedeniyle, markaların bu durumu aşabilecek yapılar kurması gerekiyor.' diye konuştu.




- '2020 yılında Yemeksepeti’ne 5 milyonun üzerinde yeni kullanıcı üye oldu'




Nevzat Aydın, salgın ile beraber gelen dijital dönüşüm demografi ayırmaksızın herkesin içinde bulunduğu bir süreç olduğunu, günlük alışkanlıklardan iş yapış şekillerine kadar sistematik bir değişimin içinde olunduğunu ifade ederek, 'Restoranların da bu dönem gelen kısıtlamalarla sadece paket servise yönelmeleri hem birçok restoranın hem de birçok yeni kullanıcının dijital dünya ile tanışmasına vesile oldu. 2020 yılında Yemeksepeti’ne 5 milyonun üzerinde yeni kullanıcı üye oldu. Paralelinde 33 bine yakın restoranın dijitalleşmesine katkıda bulunduk.' değerlendirmesinde bulundu.


Salgının etkisiyle günlük market ve ev ihtiyaçlarının da online siparişe kaydığını belirten Aydın, Banabi kullanıcı sayılarında yüzde 50 artış yaşandığını ve bunun sürekli arttığını, kullanıcı sayısında yaşanan bu artışın aynı zamanda kullanıcı profilinde de çeşitliliği ve artışı beraberinde getirdiğini söyledi.


Aydın, Yemeksepeti ve Banabi’den bugün gencinden yaşlısına, evlisinden bekarına birçok farklı kullanıcı profilinin sipariş verdiğini aktararak, 'Ancak yaptığımız araştırmalar sonucunda pandemi döneminde şirketlerin uzaktan çalışma politikasına geçmesiyle beraber 'Genç Çalışan' olarak adlandırdığımız kullanıcı profilimizde artış yaşandığını gördük. Bununla birlikte pandemi döneminde 'Ev Kadını' profilinde de artış yaşandığını söyleyebiliriz.' dedi.




- '2021 yılında 4 binden fazla yeni işe alım hedefliyoruz'




Aydın, Yemeksepeti olarak Türkiye’de görülen ilk Kovid-19 vakasının ardından çalışanların, kullanıcıların, iş ortağı restoranların ve tedarikçilerin sağlığını korumak adına tüm önlemleri aldıklarını, öncelikli olarak ofiste çalışanların evden çalışma sistemine hızlıca geçmesini sağladıklarını ve bu süreci sorunsuz olarak tamamladıklarını dile getirdi.


Saha çalışanlarının ise güvenliğini sağlamak için gerekli tüm önlemleri aldıklarını, hem onların hem tüketicilerin sağlığı için temassız teslimat gibi uygulamaları hayata geçirdiklerini anımsatan Aydın, 'Salgın ile gelen kısıtlamaların ardından toplam 32 bin 437 yeni restoranın online paket servise sistemine başlamasını sağladık. Normal şartlarda dijitalleşme için ciddi bir yatırım yapması gereken restoranlar Yemeksepeti sistemine katılarak çok kısa sürede online sipariş hizmetine başlayabildi. Bu restoranların yüzde 82’sinin tekil restoranlardan yani mahalle restoranlarından oluşması Yemeksepeti olarak bu dönemde yerel ekonomiye olan katkımızın da önemli bir göstergesi.' diye konuştu.


Aydın, işe alım süreçlerini salgın öncesi dönemden farklı olarak online olarak yürütmeye başladıklarını belirterek, artan talebi karşılamak ve müşterilere hizmette hiçbir eksik ve aksaklığa yol açmamak adına, salgın döneminde 5 bin işe alım gerçekleştirdiklerini, şu an 8 bine yakın kişiye istihdam sağladıklarını, 2021 yılında 4 binden fazla yeni işe alım yaparak bu sayının yaklaşık 12 bin olmasını hedeflediklerini kaydetti.


Bu dönemde tüketici davranışları hızla değişebildiği için uzun dönemli yatırım planları yerine, kısa dönemde hızlı aksiyon almaya odaklandıklarını vurgulayan Aydın, 'Yemeksepeti Banabi ile bugün 2 milyondan fazla tekil kullanıcıya 4 binin üzerinde ürün çeşidini ulaştırıyoruz. Aynı zamanda bir önceki sene 8 ilde hizmet veren Yemeksepeti Banabi 2020 yılı sonunda 24 ilde yüzlerce deposuyla hizmet vermeye devam ediyor. 2021 yılı için de yakaladığımız bu büyüme trendini kaybetmemek önceliğimiz olacak. Ayrıca Anadolu’da daha çok şehre yayılmak ve buna bağlı olarak depo ve çalışan sayımızı da iki katına çıkarmak şu an öncelikli hedeflerimiz arasında.' şeklinde konuştu.




- 'Hızlı büyümenin görüldüğü kategorilerde Türk mutfağı birinci sırada'




Nevzat Aydın, insanların gerekli olmadıkça evden çıkmamaya başladıkları salgın döneminde en çok temel gıda, meyve ve sebze, ev bakım ve kişisel bakım kategorilerinde sipariş artışı yaşandığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:


'Temel gıda ürünlerinde en çok şeker ve sirke siparişlerinde artış gördük. Ayrıca kullanıcılar, konserve ve dondurulmuş gıda gibi uzun süreli saklayabilecekleri ürünleri de bu dönemde daha çok sipariş etti. Hijyenin daha da önem kazandığı bu dönemde, temizlik ürünleri yoğun olarak online siparişle alındı. Ev bakım ürünlerinden en çok çamaşır suyu, çöp torbası ve tuvalet kâğıdı sipariş edildi. Limitli sayıda bulabildiğimiz ve tedarik ettiğimiz fiyattan satarak bu konudaki ihtiyacı mümkün olduğunca gidermeye çalıştığımız maskeler, kişisel bakım kategorisinin en çok tercih edilen ürünü oldular. Kolonya, sabun ve el kremlerinin siparişlerinde de ciddi bir artış yaşandı. Yemeksepeti aracılığıyla talep edilen hızlı büyümenin görüldüğü kategorilerde Türk mutfağı birinci sırada yer alırken, pizza ve burger Türk mutfağını takip eden kategoriler arasında yer aldı. Aynı zamanda ev yemeği ve tatlı kategorileri de kendi içinde önemli artış gösterdi.'


Bu kritik süreçte ayrıca, temel ihtiyaçlarını online olarak karşılayan kullanıcıların sipariş alışkanlıklarında da değişiklikler gördüklerine işaret eden Aydın, 'Tek seferde verilen siparişlerde ürün adedi ve buna bağlı olarak ortalama sepet tutarında artış yaşandı. Bu da giderek daha fazla kullanıcının siparişlerini toplu olarak vermeyi tercih etiklerini ortaya koyuyor. Kullanıcılar market ürünleri ihtiyaçlarını daha çok gündüz 12.00-18.00 saatleri arasında karşıladılar, bu zaman diliminde bir önceki döneme göre yüzde 30 daha fazla sipariş verilirken, gece siparişlerinde azalma oldu.' dedi.




- 'Tüm şirketlerin sosyal sorumluluklarını yerine getirmelerinin tam zamanı'




Aydın, Yemeksepeti'nin, zaten dijitalde doğmuş ve her zaman dijital yeniliklere öncülük etmiş bir şirket olduğunu, dijital alışverişin arttığı bu zorlu süreçte de daha öncesinde olduğu gibi tüketici beklentileri doğrultusunda ürünler geliştirmeye devam ettiklerini bildirdi.


Tüm şirketlerin sosyal sorumluluklarını yerine getirmelerinin tam zamanı olduğunu ifade eden Aydın, 'Dolayısıyla şirketlerin şu dönemde kâr-zarar hesabı yerine, ‘topluma nasıl ve hangi konuda fayda sağlayabilirim’ diye düşünmesi ve bu doğrultuda liderlik etmesi elzem bir durum haline geldi.' dedi.


Aydın, 16 Mart 2020'den itibaren “Temassız Teslimat” özelliğini devreye alarak hem kullanıcılar hem de kuryeler için salgın dönemine uygun bir çözüm geliştirdiklerini, böylelikle yakın teması ortadan kaldırdıklarını aktararak, 'Bu zor günlerin en büyük kahramanları sağlık çalışanlarımızı da unutmadık. Önce çetin bir mücadele verdikleri cephede eksik ekipmanla çalışmasınlar, hayat kurtarmaya çalışırken risk altında olmasınlar diye sağlık personeline gereken ekipmanların temini için Sağlık Bakanlığı’na 1 milyon TL bağışta bulunduk. Ayrıca Domino’s ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğiyle Sağlık Bakanlığınca yurt çapında belirlenen 24 pandemi hastanesine 3 milyon TL değerinde, 150 bin adet pizza bağışı yaparak sağlık çalışanlarımıza destek olmaya çalıştık.' diye konuştu.


Salgın sürecinde restoranlara da destek olmaya devam ettiklerini, ilk olarak tek şubeli restoranlar için 2020 Mart faturasını bir ay ötelediklerini belirten Nevzat Aydın, şunları kaydetti:


'1 Nisan'da tüm online kredi kartı ödemeleri, mahsuplaşma olmaksızın restoranların hesaplarına yatırıldı. Devam eden süreçte hiçbir restorandan listeleme ücreti almadık. Bu zor zamanlarda mutfaklarını sadece paket servis için açık tutup ayakta kalmaya çalışan restoranlara, 'Emeksepeti' adıyla yeni bir destek kampanyası başlattık. Diğer yandan, Ticaret Bakanlığı’nın başlattığı 'E-ticaret olarak KOBİ’lerin Yanındayız' kampanyasına TOBB iş birliği ile hayata geçirdiğimiz 'Kazandıran Restoran Destek Çeki' projesi ile destek verdik. Ek olarak yeni kısıtlamalarla birlikte sadece paket servis ve Gel-Al siparişlerle müşterilerine hizmet verebilen restoranların bu zorlu dönemde finansal yüklerini bir nebze olsun hafifletebilmek hedefiyle 20 milyon TL’lik 'Birbirimize Destek Zamanı' paketini açıkladık. Paket dahilinde, restoranlara ayda bir yaptığı ödemeleri sıklaştırarak 15 günde bir olacak şekilde güncelledik ve kısıtlama dönemi boyunca listeleme ücretini de kaldırdık.


Öte yandan kullanıcıların siparişlerini Yemeksepeti üzerinden oluşturup, yemeklerini restorandan kendilerinin teslim aldığı Gel-Al sipariş modelini de bu dönemde sıfır komisyon ile devreye alarak, restoranlara sıfır maliyetli bir gelir kalemi yaratmayı hedefliyoruz. Tüm bunlara ek olarak Yemeksepeti’ndeki Cüzdan uygulaması kullanılarak verilen siparişlerden de bu dönemde komisyon ücreti almıyoruz.


Destek paketinin yanı sıra son dönemde başlattığımız indirim yağmuru kampanyasıyla da dışarıdan verilen yemek siparişini daha cazip hale getiriyoruz. Kampanyaya katılan 4 binden fazla üye restoranımıza geniş çaplı pazarlama desteğinin yanı sıra, kullanıcılarımıza da yüzde 25’ten başlayıp yüzde 50’ye varan indirimlerle sipariş verme imkanı tanıdık. Ayrıca Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu aracılığıyla sektör çalışanlarına 1 milyon TL’lik destekte bulunduk.'


Aydın, Yemeksepeti olarak verdikleri destekle Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu çatısı altındaki işyerlerinde çalışan 2 binden fazla sektör çalışanına, en az 300 TL, en fazla 500 TL ödeme yaptıklarını anlatarak, Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) üyesi işletmelere toplam 1 milyon TL’lik destekte bulunduklarını, verdiğimiz destekle TÜRES üyesi 500 işletmeye 2 bin TL’lik kira yardımı yaptıklarını kaydetti.


Kaynak:

https://www.aa.com.tr/tr/sirkethaberleri/perakende/e-ticarette-teslimat-hizinin-onemi-h-ticareti-ortaya-cikardi/662463


26 Ocak 2021 Salı

'e-ticaret ekonominin lokomotifi olacak' öngörüsü

 GittiGidiyor Genel Müdürü ve eBay MENA Bölge Direktörü Kantarcı, “e-ticaretin, 2021 yılında da ülke ekonomisinin lokomotifi olmaya devam edeceğini düşünüyoruz.” dedi.

Koronavirüs salgını bazı sektörleri olumsuz etkilerken, bazılarının ise öne çıkmasına neden oldu. Özellikle dijitalleşmenin artmasıyla kurulan e-ticaret platformları, salgın sürecinde hem büyüdü hem de yeni ürün ve hizmetler geliştirdi.

GittiGidiyor Genel Müdürü ve eBay MENA Bölge Direktörü Öget Kantarcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaşanan salgın sürecinin, gündelik yaşamdaki birçok alışkanlığı değiştirdiğini, ihtiyaçlarını karşılamak için tüketicilerin evde kalınan dönemde e-ticarete yöneldiğini, salgının alışveriş alışkanlıklarında yarattığı bu etkiyle e-ticaret sektöründeki büyümenin 2020 yılı içinde daha da arttığını kaydetti.

Sektörün hacminin salgının da etkisiyle Ticaret Bakanlığının açıkladığı verilere göre, 2020'nin ilk 6 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 64 artarak 91,7 milyar liraya ulaştığını aktaran Kantarcı, “2020 sonu itibarıyla ise e-ticaret hacminin 200 milyar TL’yi aşmasını öngörüyoruz. GittiGidiyor olarak 2020 yılını, salgının da etkisiyle yüzde 50 büyümeyle geride bıraktık.” dedi.

Kantarcı, salgının getirdiği zorlukların ortasında kilidi açacak unsurun yine dijitalleşme olacağını belirterek, şunları kaydetti:

“Dijitalleşme çalışmalarını daha ağırdan almış birçok işletme, bu dönemde biz ve bizim gibi online pazar yerleri aracılığıyla hızlı bir şekilde e-ticarete adım attı. İşlerini e-ticarete taşıyan ve e-ticarete yatırım yapan firma sayısının önümüzdeki yıllarda da artmaya devam edeceğini öngörüyoruz. Salgın döneminde birkaç yıllık gelişim sürecini hızlı çekimle ileri sardık diyebiliriz. Dijitalleşme alanında başarabileceklerimizi fark edip hızla yol aldık.

Bununla birlikte Türkiye ekonomisini canlandıracak son derece önemli bir atılım alanı olan e-ihracat, salgın sürecinde sıkışan ekonomiler için kritik bir öneme sahip oldu. Türkiye’de e-ihracatın toplam ihracat içindeki payı şu an için yüzde 1 bile değil. 2023 yılına kadar bu oranın yüzde 5’e çıkabileceği öngörülüyor. Sağladığı istihdam, dijitalleşmeye katkısı, teknolojik altyapı yatırımları ve e-ihracatın yarattığı fırsatla dünyaya açılan bir kapı olarak konumlanan e-ticaretin, 2021 yılında da ülke ekonomisinin lokomotifi olmaya devam edeceğini düşünüyoruz.”

Teknolojik gereksinimleri yerine getirerek, hatta teknoloji üreterek ve değişen koşullara uygun çözümler yaratarak potansiyelin en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Kantarcı, “Bundan sonrası için kaldığımız yerden devam etmek gibi bir durum söz konusu olmayacak. Bu yeni bakış açısıyla hedeflerimizi daha da üst noktalara taşıdıkça yeni fırsatların doğacağına inancımız tam.” dedi.

“Milyonlarca yeni kullanıcı e-ticaretle tanıştı”
Öget Kantarcı, salgın sürecinde birçok kullanıcının e-ticaretle tanıştığını gördüklerini, bu konuda Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) açıkladığı kasım ayı verilerinin de genel durumla ilgili önemli bilgiler içerdiğini, Kasım 2020'de internetten kartlı ödeme tutarının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 54 gibi yüksek bir artışla 29 milyar TL’yi geçtiğini bildirdi.

Kasım 2020'de her 4 TL kartlı ödemenin 1 TL’sinin internetten gerçekleştiğini aktaran Kantarcı, “Bu ödemelerin yalnızca faturaları ve diğer ödemeleri değil, önemli oranda alışverişi de kapsadığını göz önünde bulundurunca milyonlarca yeni kullanıcının e-ticaretle tanıştığını görüyoruz. Sadece Kasım 2020'de bir önceki yılın aynı dönemine göre internetten yapılan gıda-market harcaması 3 kat artmış durumda.” diye konuştu.

Kantarcı, bu süreçte daha önce ulaşamadıkları kitlelere ulaştıklarını, kullanıcıların e-ticaretin kolaylığını deneyimlemelerini sağlamış olduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“e-ticaretle tanışan tüketicilerin önümüzdeki dönemde de online alışverişi sürdüreceğini ve ilk defa online alışveriş yapanların en az yüzde 50’sinin kalıcı kullanıcılar haline geleceğini öngörüyoruz. Bu büyümeye paralel olarak Ocak-Eylül 2020'de GittiGidiyor’da kayıtlı kullanıcı sayımız ise 28 milyondan 31,5 milyona ulaştı. Dijitalleşmenin olağan etkisiyle önümüzdeki dönemde de e-ticaretin ülkemizde daha gelişeceğini ve KOBİ’lerin bu ekosisteme katılımının artacağını öngörüyoruz.”

GittiGidiyor olarak salgın sürecinde yaptıkları bütün çalışmaların merkezine her zamanki gibi müşterileri koyduklarını aktaran Kantarcı, “Değişen tüketici ihtiyacına ve talebine yönelik çok hızlı aksiyonlar aldık. Kullanıcıların dönemsel ihtiyaçlarını kapsayan kategorilere yönelik ürün envanterimizi genişlettik ve kampanyalarımızı bu ihtiyaçlara göre belirledik. Kişiselleştirilmiş çözümleri ön plana çıkardık. Kişiselleştirmeden yalnızca hedefli içerik ya da ürün gösterimi düzeyinde değil, kişiye özel ürün ve hizmetlerin oluşturulmasında da kullanılan bir teknik olarak yararlanıyoruz.” dedi.

Kantarcı, evde geçirilen zamanda kullanıcıların mobil deneyimlerinin artmasının, bu alanda yapılan geliştirmeleri de hızlandırdığını ifade ederek, “GittiGidiyor’da mobil trafiğin toplam trafik içindeki payı yüzde 80’i geçmiş durumda. Benzer şekilde, mobil satışın da toplam satış içindeki payının yüzde 70’e ulaştığını görüyoruz. Bu artış trendini de göz önünde bulundurarak yaptığımız geliştirmelerde mobile öncelik veriyor, kullanıcıların ihtiyaçlarını mobil cihazlarından çok daha kısa sürede ve sorunsuz bir şekilde gerçekleştirmelerine olanak tanıyoruz.” şeklinde konuştu.

“Çalışan sayımızı yüzde 40 artırdık”
GittiGidiyor Genel Müdürü ve eBay MENA Bölge Direktörü Kantarcı, DNA'sında dijital olan bir teknoloji şirketi olarak GittiGidiyor’da altyapısal sürekliliği yıllar önce üst düzeye taşıyacak yatırımı gerçekleştirdiklerini, evden çalışma sistemine de alışkın bir şirket olarak uzaktan çalışmaya uyumla ilgili bir sorun yaşamadıklarını, Türkiye’de ilk vakanın görülmesinin ardından 1 gün içerisinde karar alarak evden çalışma uygulamasını başlattıklarını ve 13 Mart’tan bu yana evden çalışmaya devam ettiklerini anlattı.

Evden çalışma sistemine geçilmesi ile birlikte içinde bulunulan olağanüstü durumu yönetebilmek, halihazırda var olan çalışma rutinlerini sürdürebilmek ve toplanabilmek için online görüşme uygulamalarını devreye aldıklarını aktaran Kantarcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Evde geçirilen zamanın artmasıyla oluşan ihtiyaçları karşılayabilmek için verdiğimiz destekleri sürdürüyor ve yeni doğan ihtiyaçları da karşılamaya devam ediyoruz. Özellikle sürecin ilk başlarında maske temini konusunda yaşanan güçlükler sırasında her bir çalışanımıza maske ve dezenfektan gönderdik. Fiziksel aktivitelerine devam etmek isteyen çalışanlarımız için spor aletleri yardımında bulunduk. Ayrıca, evden çalışma sürecinde rahat bir çalışma ortamı oluşturulabilmesi için çalışanlarımızın ofis ekipmanlarını ödünç almalarını sağladık.

Fiziksel sağlığın yanı sıra ruh sağlığı için ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti sağladığımız Çalışan Destek Programımızı devam ettirdik. Ücretsiz online mindfulness ve egzersiz dersleri ile de ekibimizin motivasyonunu en üst seviyede tutmaya çalışıyoruz. Bunun yanı sıra evde meditasyon yapılmasına olanak tanıyan 'Meditopia' uygulamasını çalışanlarımızın ücretsiz olarak kullanmasını sağladık. Uygulamanın kaygı ve uyku bozukluklarıyla başa çıkma konusunda çok yararlı olduğu konusunda aldığımız geri dönüşler bizi ayrıca mutlu etti.”

Gelen talepleri de karşılamak için özen gösterdiklerini ifade eden Kantarcı, “Ebeveyn çalışanlarımız, yaptığımız anketlerde, salgın döneminde evde kalmanın çocukları üzerinde fiziksel aktivitelerinin azaldığı görüşünde bulundu. Biz de haftada 1 gün 4 ders, online evde jimnastik aktiviteleri organize ettik. Uzaktan eğitimin tekrar başlamasıyla salgın döneminde veli olmanın güçlüklerinin de yaşandığını gördük ve bu konuyla ilgili uzman bir eğitimciyle 2 saatlik bir seminer düzenledik.” dedi.

Seyahat kısıtlaması kaldırıldıktan sonra bazı çalışanların şehir dışında yaşayan ailelerinin yanına veya yazlıklarına gidip işlerine oradan devam etmelerine de olanak tanıdıklarını belirten Kantarcı, şunları kaydetti:

“Tüm bu faktörler, böyle zor bir dönemde şirket içi motivasyonu olumlu yönde etkiledi. Öte yandan, bu dönemde oluşabilecek insani hassasiyetlere de özen gösteriyoruz. Herkes için evdeki koşullar aynı olmayabiliyor. Bu süreçte küçük çocuğu olan ve evde bakımını üstlendiği aile bireyleri bulunan ekip arkadaşlarımız zorluklarla karşılaşabiliyor. Bu açıdan onların işini de kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Toplantı saatlerinin planlanmasında ya da gerçekleşebilen bazı aksaklıklarda evdeki bireysel sorumluluklarımızı da hatırlayarak daha toleranslı davranılmasını öneriyoruz.”

İstihdama olan katkılarını sürdürdükleri 2020'de, çalışan sayılarını önceki yıla kıyasla yüzde 40 artırarak 280’e çıkardıklarını aktaran Kantarcı, “13 Mart 2020’den sonra tüm iş görüşmelerimizi de online olarak gerçekleştirdik. Bu süreçte evden çalıştığımız için aramıza yeni katılan ancak ofisimizi henüz görmeyen onlarca arkadaşımız var. Bununla birlikte dış kaynak kullanımı aldığımız müşteri hizmetleri operasyonumuzda ise yüzde 50’lik istihdam artışı yarattık. Diğer yandan iş ortaklarımızın da istihdamını artırması konusunda onlara vesile oluyoruz.” diye konuştu.

“Evde kalsa da hareketsiz kalmak istemeyen bir kitle olduğunu gördük”
Öget Kantarcı, salgınla birlikte ilk etapta özellikle sağlık ve medikal gibi belirli kategorilerde talep artışı yaşandığını, dezenfektan ve kişisel hijyen ürünlerinin yanı sıra süpermarket ürünlerinin satışının yükseldiğini bildirdi.

Sonrasında hem online eğitimin başlaması hem de çoğu işletmenin evden çalışma sistemine geçmesi ile dizüstü, masaüstü bilgisayar kategorilerinde ve tablet aksesuarlarının satışlarında artış olduğunu kaydeden Kantarcı, insanların, evde kaldığı sürede yaşam alanlarını değiştirme isteği ile evleriyle ilgili daha önce vakit ayıramadıkları düzenlemeleri yapmak için de alışverişe yönelmeye başladığını anlattı.

Bu talebin ev tekstili, tamir ve tadilat gereçleri, yapı malzemeleri gibi kategorilerde hem listelenen ürünleri hem de satışları artırdığını ifade ede Kantarcı, evdeki ihtiyaçlarını daha fazla fark eden tüketicilerin, küçük ev aletleri ve ev dekorasyon ürünlerine yöneldiğini söyledi.

Evde geçirilen vaktin artmasının insanlarda, yenileme ve tazeleme ihtiyacı doğmasına sebep olduğunu belirten Kantarcı, “Bu durum, kişisel bakım ve kozmetik ürünlerindeki satışları artırdı. Diğer yandan, spor kategorimizdeki satışların artmasıyla birlikte evde kalsa da hareketsiz kalmak istemeyen ve sporu hayatında tutan bir kitle olduğunu gördük.” dedi. 

Türkiye'de e-ticaret sektörünün büyüme iştahı her geçen gün artıyor

 Koronavirüs salgını bazı sektörleri olumsuz etkilerken, bazılarının ise öne çıkmasına vesile oldu. Özellikle dijitalleşmenin artmasıyla kurulan e-ticaret platformları, salgın sürecinde hem büyüdü hem de yeni ürün ve hizmetler geliştirdi.

Ev, vasıta ve diğer kategorilerdeki arayışlarını salgın döneminde de sürdüren kullanıcılar için sahibinden.com, "Görüntülü Arama ile Gezilebilir" özelliğini hayata geçirerek uygun portföylerin uzaktan tanıtılmasına destek oldu. 

Salgın sürecinde moto kurye ihtiyacının oluşmasıyla motosikletlere, yaz döneminde kamp sandalyesi, kamp masası ve mutfağı ile şezlong ilanlarına, eğitimin başladığı sonbahar döneminde ise bilgisayar, tablet, yazıcı gibi teknolojik araçlara ilgi arttı. Satılık müstakil ev, bahçeli ev, bahçeli daire ilanları da yoğun ilgi gördü.

"E-ticaret sektörü hızla büyümeye devam ediyor"
Konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulunan sahibinden.com Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nazım Erdoğan, koronavirüs salgını sürecinde kullanıcıların daha fazla tercih etmeye başladığı e-ticaret sektörünün büyümeye hızla devam ettiğini belirterek, bu büyümeyi Bankalararası Kart Merkezi’nin verilerinin de desteklediğini söyledi.

Erdoğan, aşı konusundaki gelişmeler ile normalleşmenin yaklaşacağını umduklarını ifade ederek, "Bu dönemde ilk kez e-ticareti deneyimleyen veya yeni alanlarda da deneyimini zenginleştiren kullanıcılar sayesinde e-ticarete ilginin devam edeceğini düşünüyor, teknoloji altyapısındaki gelişmeler, kredi kartı kullanımında yaşanan artış, online alışveriş deneyimi ve genç nüfusun etkisiyle ülkemizde e-ticaret sektörünün orta ve uzun vadede büyümesini bekliyoruz." diye konuştu.

Erdoğan, Google Analytics verilerine göre 2020 Haziran ayında 62,7 milyon kullanıcı, 509,6 milyon ziyaret sayısı ve 15,2 milyar sayfa gösterimi ile yeni bir rekora imza attıklarını belirterek, böylelikle mayıs ayında ulaştıkları tüm zamanların en yüksek kullanıcı sayısını 10,6 milyon daha artırarak yeni bir rekor daha kırmış olduklarını, bir önceki yılın haziran ayına oranla ise kullanıcı sayısının yüzde 49 arttığını kaydetti.

Salgın önlemlerinin başlamasıyla, martta tüm çalışanların ve ailelerinin sağlığını korumak üzere ofis dışı/evden çalışma düzenine geçtiklerini, bu dönemde ekibin genel sağlığını, verimliliğini ve motivasyonunu korumak üzere insan kaynakları birimiyle çeşitli çalışmaları hayata geçirdiklerini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çalışanların işlerini etkin ve başarılı bir şekilde sürdürebilmeleri için uzaktan iletişim ve uzaktan çalışma platformlarımızı çeşitlendirdik. Eğitim ve gelişim süreçlerimizi dijital platformlara taşıyarak uzaktan eğitim süreçlerimizi geliştirdik. Birliktelik ruhumuzu güçlendiren rutin etkinliklerimizi de sosyal izolasyon döneminde dijital platformlar üzerinden sürdürmeye devam ettik. İş-özel hayat dengesi kapsamında çalışanlarımıza evde kaliteli vakit geçirebilmeleri için evde yapılabilecek etkinlik önerileri, online spor dersleri, çocuklarıyla birlikte yapabilecekleri aktivite önerilerini sunduk. Kullanıcılarımızın hassasiyetlerini de aynı duyarlılıkla ele aldık. Kurumsal mağazalarımızın işlerine destek olmak amacıyla nisan, mayıs ve haziran aylarında kendilerine özel kampanyalar sunduk.

Kullanıcılar, ev, vasıta ve diğer kategorilerdeki arayışlarını salgın döneminde de sürdürdüler. Hem bireysel kullanıcılarımızın ev ve araba arayışlarını uzaktan yürütebilmelerini hem de kurumsal üyelerimizin işlerini kesintisiz sürdürmelerini sağlamak amacıyla 'Görüntülü Arama ile Gezilebilir' özelliğini hayata geçirerek uygun portföylerin uzaktan tanıtılmasına destek olduk. Bu seçenek sayesinde kullanıcılar uzaktan görebilecekleri konut ve vasıtaları bulabildiler. Emlak ve Vasıta kategorisindeki ilanlarda kullanıcıların detayları görmesini sağlayan videolu ilan özelliğimizin kullanım oranı salgın döneminde yüzde 100’e yakın arttı."

Erdoğan, toplum sağlığına katkı yapmak amacıyla salgınla mücadelede sağlık çalışanlarının ihtiyaçlarının karşılanmasına destek olmak için Sağlık Bakanlığı ile acil teçhizat ve tıbbi malzeme tedarikini karşılamak üzere devlet üniversitesi hastanelerine toplam 2 milyon TL'lik bağış yaptıklarını dile getirdi.

"Salgın sürecinde en hızlı büyüyen Emlak ve Vasıta kategorilerimiz oldu"
Nazım Erdoğan, salgın sürecinde Emlak ve Vasıta'nın en hızlı büyüyen kategoriler olduğuna işaret ederek, haziran ayı itibarıyla kamu bankalarının konut ve otomotiv kredi faizlerini düşürmesi ve birikmiş talebin yeniden canlanması ile ev ve otomobil pazarında olumlu gelişmelerin yaşandığını söyledi.

Emlak kategorisindeki kullanıcı sayısının bir önceki yıla göre 2 katına, vasıta kategorisindeki kullanıcı sayısının 1,5 katına çıktığını vurgulayan Erdoğan, "Ayrıca marketten eve teslim uygulamalarına ilginin artması, işletmelerin paket servisine geçmesi, standart kargo hizmetine ek olarak moto kuryeler ile dağıtımın yaygınlaşması ile motosikletlere olan ilgi de son dönemde oldukça yoğun. Bu iki kategorinin yanında alışveriş kategorisi de en çok büyüyen kategorilerimizden bir diğeri. İkinci El ve Sıfır Alışveriş kategorimizde, yaz döneminde kamp sandalyesi, kamp masası ve mutfağı ile şezlong ilanlarına, eğitimin başladığı sonbahar döneminde ise bilgisayar, tablet, yazıcı gibi teknolojik araçlara ilgi arttı." diye konuştu.

Erdoğan, balkon ve bahçelerini değerlendirmek isteyenlerin elektrikli ısıtıcılarla, eğitim ve gelişim konusunda destek almak isteyenlerin online eğitimlerle daha çok ilgilendiğini belirterek, "Bununla birlikte robot süpürge, ekmek yapma makinesi, baskül, fitness ve kondisyon aletleri, oyun konsolları, puzzle, masa ve kutu oyunları ile maketlere olan ilgi bir önceki yıla göre daha fazla arttı. Salgınla gelen karantina sürecinde kullanıcılar büyük oranda daha rahat yaşayabilecekleri ortamları araştırmaya başladı. Bu dönemde Satılık Müstakil Ev, bahçeli ev, bahçeli daire aramalarında artış yaşandı." değerlendirmesinde bulundu.

"E-ticareti deneyimleyen yeni kitlenin yüzde 80'den fazlasının buna devam edeceğini öngörüyoruz"
Erdoğan, salgın sürecinde de ekibe yeni çalışanlar katarak istihdam yaratmaya devam ettiklerini, Aralık 2020 itibarıyla Ar-Ge merkezlerindeki 150 uzmanla 700 kişilik bir ekip olduklarını söyledi.

Bu yıl Great Place To Work Enstitüsü tarafından “Türkiye’nin En İyi İşvereni” seçildiklerini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Böylelikle, Türkiye’de toplamda 5 kez En İyi İşverenler arasında yer almış ve 2 yıl üst üste birincilik elde etmiş olduk. Ayrıca yine bu sene 'Avrupa’nın En İyi İşverenleri - Büyük Şirketler Kategorisi'ne seçilen 20 şirket arasına giren ilk Türk şirketi olduk. Ek olarak 'Kadınlar için En İyi İşyeri' özel ödülünün de sahibiyiz. En iyi hizmeti en mutlu çalışanların verebileceğine inandığımız için teknolojimiz kadar, çalışanlarımıza da yatırım yapmayı sürdürüyoruz. Ayrıca 4 yıldır 6 bine yakın üniversite öğrencisi/yeni mezun yazılım geliştiricisi gencimizin başvurduğu 'dev.akademi' kariyer geliştirme programımız ile hem Ar-Ge ekibimizi güçlendiriyor hem de sektöre yeni yetenekler kazandırmaya devam ediyoruz."

Erdoğan, Türkiye’de e-ticaret pazarının hızla büyümeye devam ettiğini belirterek, E-Ticaret Bilgi Platformu'nda açıklanan rakamlara göre, e-ticaretin genel ticaret içerisindeki oranının, 2019 yılının ilk 6 ayında yüzde 8,4 olarak gerçekleşirken, 2020 yılının ilk 6 ayında salgının da etkisiyle bu oranın yüzde 14,2'ye yükseldiğini söyledi.

Bu ivmenin sürmesini, gelecek dönemde online alışveriş kanallarının kullanımında artışın devam etmesini ve e-ticaret sektörünün daha da büyümesini beklediklerini anlatan Erdoğan, "Salgının sonlanması ve normal yaşam koşullarına geçilmesi sürecinde de e-ticareti deneyimleyen bu yeni kitlenin yüzde 80'den fazlasının e-ticaret kullanmaya devam edeceğini öngörüyoruz." dedi.

Ticaret Bakanlığı e-ticarette de piyasa gözetim ve denetim faaliyetleri başlatacak

 Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, e-ticarette de piyasa gözetim ve denetim faaliyetlerinin başlatılacağını belirterek, "Yeni çıkarılan Ürün Güvenliği Kanunu'muza e-ticaretin de dahil edilmesini temin etmiş bulunuyoruz." dedi.

Bakan Pekcan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Dijitalleşme Sanal Fuarı'nın açılış etkinliğine video konferans yöntemiyle katıldı.

Geçen yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının getirdiği koşullara destek kapsamına alınan sanal ticaret heyeti ve sanal fuar etkinliklerinin tüm hızıyla sürdüğüne işaret eden Pekcan, Mayıs 2020'de Resmi Gazete'de yayımlanan "Dijital Faaliyetlerin Desteklenmesi Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararı"ndan bu yana 7'si hizmetler sektöründe olmak üzere, toplamda 15 sanal fuar düzenlendiğini söyledi.

Pekcan, söz konusu tarihten bu yana gerçekleştirilen tüm sanal fuarlarda yaklaşık 92 bin katılımcı sayısına ulaşıldığını, fuarlar haricinde 50 ülkeye yönelik 43 sanal ticaret heyetinin tamamlandığını ve heyetler kapsamında firmaların 7 binin üzerinde uluslararası iş görüşmesi yaptığını ifade ederek, "Bu rakamlar esasen Türk iş insanının dijital altyapılara ne kadar yatkın olduğunun, yeniliklere ne kadar hızlı biçimde adapte olabildiğinin de önemli göstergesidir." diye konuştu.

TOBB Dijitalleşme Sanal Fuarı'na yerli ve uluslararası firmalardan 100 civarında katılımın memnuniyet verici olduğunu vurgulayan Pekcan, "İnanıyorum ki sektör paydaşları bu fuar vesilesiyle bir araya gelerek, aralarında çok değerli görüşmeler gerçekleştirecek, gelecek dönem operasyonlarına yönelik yeni açılımlar sağlayabileceklerdir." ifadelerini kullandı.

"Dijital ekonomiye adaptasyon yükselen ekonomiler için zarurettir"
Bakan Pekcan, dijitalleşmenin önemine işaret ederek, "Dijital ekonomiye adaptasyon özellikle Türkiye gibi somut hedeflere sahip, gelişen ve yükselen ekonomiler için bir zarurettir. Dijitalleşme bizleri büyüme ve kalkınma hedeflerimize ulaştırma noktasında istifade etmemiz gereken enstrümanların başında gelmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Ülke olarak dijitalleşme alanında önemli mesafelerin kaydedildiğini belirten Pekcan, hemen her sektörde bilgi ve iletişim teknolojilerine önemli bir adaptasyon sağlandığını dile getirdi.

Pekcan, dijitalleşmenin sürekli olarak gelişen ve genişleyen bir alan olduğuna dikkati çekerek, "e-Ticaret, dijital destek hizmetleri ve paylaşım ekonomisi"nin de etkinliğini artırmaya devam ettiğini bildirdi.

"Ülke olarak, jeostratejik ve lojistik avantajlarımızın yanında oldukça eğitimli ve nitelikli bir iş gücüne sahip olmamız açısından bir insan kaynağı avantajımız söz konusu." diyen Pekcan, bu avantajları faydaya dönüştürmek için pek çok çalışmayı Türkiye'de dijitalleşmeyle ilgili bilinç ve yetkinliğin artması üzerine inşa ettiklerini anlattı.

"DigiKamp'ın uluslararası nitelikte örnek bir yarışma olmasını istiyoruz"
Pekcan, 30 Aralık 2020'de başlatılan dijitalleşme ve dijital dönüşüm alanındaki kurumsal yarışma "DigiKamp"ı başlattıklarını anımsatarak, şu bilgileri verdi:

"Bugünlerde yarışma marjında 'DigiKamp Buluşmaları' adıyla online etkinlilerde, uzman kişileri dinleyicilerle ve girişimcilerle buluşturuyoruz. Yarışmamızı önümüzdeki senelerde de devam ettirip gerçek manada kurumsal, uluslararası nitelikte örnek bir yarışma olmasını istiyoruz. Yarışma sayesinde ortaya çıkacak başarılı projelerin Bakanlığımızın ticaretle ilgili süreçlerinde doğrudan uygulanması da hedeflerimiz arasında."

"Piyasa gözetim ve denetim faaliyetlerimiz e-ticarette de başlatılacak"
Bakanlığın e-ticaret alanındaki çalışmalarına da değinen Pekcan, e-Ticaret Bilgi Sistemi'ndeki (ETBİS) site sayısının 23 bin 487 olduğunu bildirdi. Pekcan, TOBB ile yürüttükleri "e-Ticarette Güven Damgası" uygulaması kapsamında bugüne kadar 22 e-ticaret sitesinin Güven Damgası aldığını söyledi.

"e-Ticaret altyapımızla ilgili çok önemli bir gelişme olarak, piyasa gözetim ve denetim faaliyetlerimizin e-ticarette de başlatılacağının altını çizmek isterim." ifadelerini kullanan Pekcan, yeni çıkarılan Ürün Güvenliği Kanunu'na e-ticaretin de dahil edildiğini kaydetti.

Bakan Pekcan, "Bu sayede e-ticaretin sağlıklı gelişiminin sağlanabilmesi, fiziki piyasalarda olduğu kadar elektronik piyasalarda da ürün güvenliğine yönelik denetimlerin yapılmasını sağlamak amacıyla e-ticarette ürün güvenliğinin yasal altyapısını tamamlamış olduk. Bu konuyla ilgili daha detaylı bilgileri, yeni yasanın neler getirdiğini önümüzdeki günlerde kamuoyuyla daha kapsamlı biçimde paylaşıyor olacağız." dedi.

e-Ticaret hacmine ilişkin verileri ilk kez geçen sene açıkladıklarını anımsatan Pekcan, 2020'nin ilk 6 ayında e-ticaret hacminin salgının şartlarının da getirdiği etkiyle bir önceki yıla göre yüzde 64 arttığını, yılın geneline ilişkin verileri de en kısa sürede açıklamayı planladıklarını bildirdi.

Pekcan, iletişimde dijital iletişim kanallarının doğru kullanımıyla tüketici hak ve memnuniyetinin gözetilmesi için "Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi"ni devreye aldıklarını belirterek, bunun yanında Bakanlığın iş süreçlerinin geliştirilmesine ilişkin dijitalleşme odaklı "Kolay İhracat Platformu", "Müşavire Danışın" uygulaması, "İhracat Zinciri Projesi" gibi adımları da attıklarını ifade etti.

"Gümrük Birliği'nin güncellenmesiyle ilgili girişimlerimizi sürdürüyoruz"
Dijitalleşme noktasında küresel bir vizyonla hareket etmek, dijital ürün ve hizmetlerin ticaretinde ön alıcı adımlar atmak gerektiğini vurgulayan Pekcan, Türkiye'ye gelecek yatırımlarla birlikte ülke firmalarının yurt dışında yapacakları yatırımları ve şirket alımlarını oldukça değerli gördüklerini anlattı.

Pekcan, şöyle devam etti:

"En başta AB ülkeleri ile olan derin ekonomik entegrasyonumuzu avantaja dönüştürmeliyiz. Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin e-ticaret başta olmak üzere hizmetler sektörünün ve yatırımların da Gümrük Birliği'ne dahil edilmesinin büyük fayda sağlayacağını biliyoruz. Ticaret Bakanlığı olarak, Gümrük Birliği'nin güncellenmesiyle ilgili girişimlerimizi ve temaslarımızı sürdürüyoruz."

Yakın zamana kadar, AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Valdis Dombrovskis dahil pek çok üst düzey temsilciyle temas sağladıklarını ve konuyla ilgili istişarelerini sürdürdüklerini aktaran Pekcan, geçen yıl 57 üst düzey görüşme gerçekleştirdiklerini ve bunlardan 40'ını tek başına yaptığını dile getirdi.

Pekcan, görüşmelerde ülke olarak Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesi noktasında adım atmaya hazır olduklarını ifade ettiklerini belirterek, şu çağrıda bulundu:

"Gelin, Gümrük Birliği'ni güncelleyelim. AB'nin, Türkiye'nin ve tüm AB üyesi ülkelerin ortak çıkarına olacak bu süreci bir an önce başlatalım. Firmalarımıza hizmetler sektörü ve karşılıklı yatırımlar noktasında yeni imkanlar yaratalım. Kuşkusuz salgının etkileriyle mücadele ettiğimiz böylesine kritik bir dönemde Türkiye ile AB arasında gerçekleşecek yeni ekonomik açılımlar, her iki tarafa da önemli kazanımlar sağlayacaktır. Gümrük Birliği'nin 25'inci yılını yaşadığımız 2021 yılı itibarıyla bu alanda somut sonuçlara ulaşmak istiyoruz."

Hükümetler, işletmeler, tüketiciler ve vatandaşların, dijitalleşmeyle ilgili farkındalık düzeyinin artmasının sektörün gelişimine yeni bir ivme kazandıracağına işaret eden Pekcan, "Türkiye olarak, bu trend içinde en iyi şekilde yer alacağımıza yürekten inanıyorum. Bunu en başta sizlerin sayesinde başaracağız. Ticaret Bakanlığı olarak desteklerimizle, teknik çalışmalarımızla, iş birliklerimizle sizlerin yanında olmayı sürdüreceğiz." diye konuştu.

Bakan Pekcan'ın konuşmasının ardından, çevrim içi ortamda fuar tanıtımı yapıldı.

25 Ocak 2021 Pazartesi

Ne kapıyı açıyorlar, ne para üstü alıyorlar

 Son ayların en çok gündemde olan sektörlerinden olan kargoculuğu deneyimledik. Kadıköy’de bir gün kurye olarak çalıştık. Kapısını çaldığımız çoğu kişi kapıyı açmadan paketi bırakıp gitmemizi istedi. Pandemi döneminde kimse para üstü almak istemiyor. Bu da kuryeler için ek kazanç anlamına geliyor. Sektörde maaşlar ortalama 3 bin 500 lira. Yevmiyeli çalışanlar ise 115 lira alıyor. Pandemide tıp öğrencisi de, öğretmen de amatör futbolcu da kurye olmuş durumda. Bir kuryenin günde 100 paket dağıttığı düşünülürse bir paketi 1 liraya taşıyorlar.

KARGOCULUK, hiç olmadığı kadar gündemde ve bir o kadar da hareketli bir durumda. Yıldan yıla hızlı bir büyüme gösteren e-ticaret sektörü pandemi döneminde çok daha büyük bir ivme yakaladı. Bu durumdan kargocular da nasibini aldı. Giyimden teknolojiye, gıdadan hijyene kadar akla gelebilecek her ürün kargo ile evimize geliyor. Kuşkusuz bu yoğunluk tüketici şikâyetlerini de artırmış durumda. Tüketiciler siparişlerinin yanlış, eksik, hatalı ya da çok geç geldiğini belirten şikayetlerini neredeyse her mecrada dile getirdi. 

SİSTEME İŞLENİYOR


Biz de bu dönemde kargoculuğu deneyimlemek ve işi tüm yönleriyle öğrenmek için harekete geçtik. Aras Kargo’nun Kadıköy Selamiçeşme’deki şubesinde kurye olarak çalıştık. Paketleri ilgili adreslere ulaştırdık. En başta söylemekte fayda var: İş gerçekten de dışarıdan göründüğü kadar kolay değil. Burada mesai sabah 09.00 gibi başlıyor. Türkiye’nin dört bir tarafından gönderilen paketler büyük ana dağıtım merkezlerinde toplandıktan sonra bu şubelere geliyor. Şubeye gelen paketler sabah mesai başlar başlamaz türlerine göre ayrıştırılıyor. Her kurye kendi dağıtım bölgesine ait paketleri kayda alarak siteme işliyor. 

BİR ŞOFÖR 2 KURYE


Daha sonra şubeye ait dağıtım araçları tek tek kapıya yanaşıyor. Kuryeler, kendi bölgelerine ait paketleri bu araçlara yerleştirmek için harekete geçiyor. Araçlarda bir şoför ve 2 kurye olacak şekilde bir dağılım yapılıyor. Ben de, 9 yıldır bu işi yapan ve ekibin en tecrübeli isimlerinden biri olan Murat Toptaş ile paketleri dağıtacağımı öğreniyorum. 

SOKAĞA GÖRE DİZİYORUZ


Araç belirlendikten sonra dağıtım bölgemize ait paketleri alıp araca yüklemeye başlıyoruz. Bu aşamada biraz hızlı hareket etmek gerekiyor. Zira dağıtıma çıkarken geç kalınırsa bütün sistem aksayabilir. Ben, şube içinden paketleri kucaklayıp arabanın içine koyuyorum. Ancak bu noktada Murat Toptaş beni uyarıyor. Meğer paketleri araç içerisine gelişigüzel dizmemem gerekiyormuş. Paketleri sıralar halinde dizmem gerektiğini, her sıranın bir sokağa ait olduğunu ve dağıtımı ona göre yapacağımızı anlatıyor. Ben de ona göre paketleri diziyorum. Dizim tamamlandıktan sonra araca binip saat 10.30 gibi dağıtım için şubeden ayrılıyoruz.


GÜNDE 1500 PAKET


Yol alırken Toptaş’tan bilgi almaya devam ediyorum. Öğrendiklerime göre bir şubeye günde ortalama 1000 paket gelebiliyor. Pandemi döneminde ise bu 1.500’ü görmüş. Yani bir kurye günde 100 ila 120 arasında paket dağıtabiliyor. Araç, dağıtım bölgesine geldiğinde duruyoruz. Biz araçtan inip apartmanlara göre paketleri alıyoruz. Ancak her seferinde araca yeniden binemiyoruz. Biz, 6-7 paketi alıp bunları o sokaktaki tüm apartmanlara dağıtıyoruz. Araç ise bir sonraki sokağın sonunda bekliyor. Bir başka ifade ile işin büyük bölümü yürüyerek yapılıyor.

YEVMİYE 115 LİRA


Paketleri dağıtırken Murat Toptaş’a çalışma şartlarını ve ücretleri soruyorum. Sektörde maaş ortalaması 3 bin 500 lira civarında. Bu yapılan işe göre 200-300 lira artabiliyor. Ancak pandemi dönemindeki yoğun çalışma koşulları nedeniyle çoğu firma çalışanlara prim ödemesi yapmış. Ancak sektörde herkes maaşlı çalışmıyor. Neredeyse kadrolu kuryelerin yarısı kadar yevmiyeli çalışanlar var. Bunların ücreti ise günlük 115 lira. Üstelik yemek ücreti de bunun içinde. Yani oldukça düşük. Zira yevmiyeli personeller daimi çalışmıyor yoğun günlerde çağrılıyor. Bir kuryenin ortalama yüz paket dağıttığını düşünürsek neredeyse bir ürün 1 liraya dağıtılmış oluyor. Kuşkusuz, herkesin yapabileceği bir iş de değil.


RESTORANCI OYUNCAK SATIYOR


Murat Toptaş, pandeminin etkilerini dikkat çekici bir gözlemi ile anlatmayı sürdürüyor: “Önceden daha çok ofislerin ve dükkânların olduğu sokaklarda çalışırken şimdi bütün ağırlık apartmanlara kaydı. Restoran işletmecisine paket götürüyordum. Şimdi o da e-ticarete girdi evinden oyuncak satıyor. Artık onun paketlerini evinden alıp şubeye getiriyorum. Evden e-ticarete girenlerin sayısı çok fazla arttı. Bir evden artık günde 30-40 paket çıkmaya başladı.”


TIP ÖĞRENCİSİ DE VAR AMATÖR FUTBOLCU DA 


Biraz önce bahsettiğimiz yevmiyeli kuryelerin büyük bölümünü öğrenciler oluşturuyor. Tıp fakültesi, tarih ve kimya bölümü öğrencileriyle beraber çalıştığını belirten Toptaş, “Turizm ve AVM’ler durunca hepsi kargo işine yöneldi. Hatta bazı öğretmenler ve amatör futbolcular da yevmiyeli çalışıyor” ifadelerini kullanıyor.

BAHŞİŞLERE PANDEMİ ETKİSİ

Dağıtım esnasında bazı paketlerin alıcı ödemeli olduğunu fark ediyorum. Burada devreye giren Murat Toptaş, “Bizim için pandemide en güzel olay bu oldu. Çoğu müşteri ödeme yaptıktan sonra para üstünü almayı tercih etmeyip bahşiş veriyor. Bir ara gerçekten maaşa yakın bahşiş toplamaya başlamıştık. Çok güzeldi. Şimdi azalmaya başladı” diyor. Gerçekten de bazı müşteriler para alışverişinde bulunmak istemiyor.


KAPIYI AÇMIYORLAR


Dağıtıma devam ediyoruz. Apartmanların kapısına gelip zile bastığımızda çoğu zaman açan oluyor. Yani ‘geldik evde yoktunuz’ bahanesinin pek gerçekçi olmadığını belirtmek isterim. Ancak pandemi döneminde kuryelere bakış açısı biraz değişmiş. Zilini çaldığım evlerdeki kişiler genellikle benimle yüz yüze gelmemeye çalışıyor. “Lütfen paketi kapının önüne bırakır mısınız” diyerek teşekkürlerini iletiyorlar. Kaç defa zile bastığımı, kaç defa asansöre bindiğimi ise sayamadım bile. Ürün dağıtımı yaptığımız 3’üncü ve 4’üncü sokaktan sonra yorgunluk iyiden iyiye beliriyor. Bu arada, saatler içerisinde onlarca farklı yüz görüyorsunuz. Eğer uzun yıllardır bu işi yapıyorsanız herkes sizi tanımaya başlıyor.







Kaynak:

https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/ne-kapiyi-aciyorlar-ne-para-ustu-aliyorlar-41723264


19 Ocak 2021 Salı

Yüzde 104 büyüyen Armut, 3 yeni ülkeye açıldı

 Online hizmet platformlarından Armut, 2020 yılında iş hacminde yüzde 104, net gelirde yüzde 54 büyüdü. Yurt dışına teknoloji ihraç ettiği markası Homerun ile Polonya, Macaristan ve Çekya’da da hizmet vermeye başlayan marka, bulunduğu ülke sayısını 8’e çıkardı.

Armut.com pandemi nedeniyle zorlu geçen 2020 yılında büyümeye devam etti ve yılı yüzde 104 üzerinden geçen iş hacmi (GMV), yüzde 54 net gelir büyümesiyle kapattı. 2020 yılı sonu itibarıyla 5 milyon müşteriye ve 670 bin hizmet verene ulaşan şirket, hizmet ihtiyaçları için en çok tercih edilen platformlar arasında yer aldı.

Armut'tan yapılan açıklamaya göre, pandemiye rağmen yurt dışı yatırımlarına devam eden ve Avrupa liderliğini hedefleyen şirket, global markası HomeRun ile Polonya, Çekya ve Macaristan pazarlarına da girerek bulunduğu ülke sayısını İngiltere, Romanya, Mısır ve Suudi Arabistan’la beraber 8’e çıkardı. HomeRun taleplerine bakıldığında bu sene yüzde 81’lik bir büyüme gözlenirken, hizmet veren sayısı da yüzde 141 arttı.

Dezenfeksiyon ve cam balkon rekor kırdı

Verilen bilgiye göre, evde geçirilen zaman arttıkça, evle ilgili ertelenen planlar da hayata geçirildi. 2020’de “cam balkon” talepleri yüzde 70'lik büyüme ile rekor kırdı. Dezenfeksiyon ve ofis temizliği gibi hijyen ağırlıklı hizmetler de mart ayından itibaren Armut’ta en çok talep edilen hizmetler haline geldi.

Öte yandan Armut, artan talebin de etkisiyle 2020 yılında ekibini yüzde 30 büyütürken 8 farklı milletten 100 çalışana ulaştı.

Online hizmetler rağbet gördü

Açıklamada görüşlerine yer verilen Armut kurucu ortağı Erol Değim, “2020, tahmin edilmesi zor, farklı tüketici davranışlarıyla karşılaştığımız bir yıl oldu. Zorluklara rağmen, Armut’un yaptığı ürün ve teknoloji yatırımları sayesinde kullanıcılarımızın en az temasla hizmet ihtiyaçlarına çözüm olabildiğimizi gördük. Ev hizmetleri alanındaki liderliğimizi pekiştirirken aslında yeni birçok alanda da Armut’un çok hızlı büyümesine tanık olduk. Pandeminin ve evde kalmamızın etkileri Armut hizmetlerinde de kendini gösterdi. Bu yıl açılan yeni hizmetler arasında online hizmetler, büyük ölçüde yer aldı. 'Online psikolog', 'online yoga dersi', 'online matematik' ve 'online İngilizce özel ders' gibi yeni açılan hizmetlerin yanı sıra 'psikolog, güzellik ve sağlık' kategorileri de hızlı bir büyüme gösterdi." dedi.

Yılın en hızlı teklifi 4 saniyede geldi

Teknolojiye yaptıkları yatırımlar sayesinde saniyeler içinde hizmet verenlerle buluşmanın mümkün olduğuna dikkat çeken Değim, en hızlı taleplere şu örnekleri verdi: "Armut üzerinden yapılan bir 'çamaşır makinesi tamiri' talebi, oluşturulduktan sadece 4 saniye sonra ilk teklifini aldı. En hızlı 4 teklif alıp tamamlanan talep ise 24 saniyede 'iPhone tamiri' oldu. En hızlı teklif seçimi, 18 saniyede 'psikolog' hizmeti için gelen talepler arasında gerçekleştirildi."

10. yılına giren Trendyol 2020'de 1,1 milyonluk istihdam etkisi yarattı

 Türkiye’nin önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol, 10. yılında “Trendyol’un Türkiye Ekonomisine Etkileri” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Trendyol Kurucusu ve CEO’su Demet Mutlu, 2020’de büyük çoğunluğu KOBİ olan 98 bin işletme ve 1,1 milyon bireysel satıcının Trendyol’da 347 milyon adet ürün sattığını belirterek "Trendyol’un 2020’de istihdam etkisi 1,1 milyon kişi” dedi

Türkiye'nin önde gelen e-ticaret platformlarından biri haline gelen Trendyol, bağımsız araştırma kuruluşu Politika Analiz Laboratuvarı (PAL) tarafından gerçekleştirilen “Trendyol’un Türkiye Ekonomisine Etkileri” araştırmasının sonuçlarını açıkladı.

Rapor ile ilgili açıklamalarda bulunan Trendyol Kurucusu ve CEO’su Demet Mutlu, “Trendyol milyonlarca müşterinin ihtiyaçlarını karşıladığı bir e-ticaret platformu olmanın ötesinde, işletmelerin ticaretlerini dijitalde sürdürdüğü büyük bir pazaryeri. Platformumuz sayesinde bizimle çalışan işletme ve satıcıların Türkiye’nin dört bir yanındaki müşterilere ulaşmasını sağlıyoruz. Üretimi, üreticiyi, esnaf ve KOBİ'yi destekliyor ve istihdama katkı sağlıyoruz. Ayrıca tüm ödemeleri dijital yöntemlerle alarak kayıtlı ekonomiye geçişi hızlandırıyoruz” dedi.

Mutlu, 2020’de, büyük çoğunluğu KOBİ olan 98 bin işletme ve 1,1 milyon bireysel satıcının platform üzerinden 347 milyon adet ürün satışı gerçekleştirdiğini belirtti.

Trendyol’un 2020’de istihdam etkisi 1,1 milyon kişi, 2023’te 2,4 milyon

Mutlu şöyle devam etti: “Platformumuzda yer alan 98 bin satıcının 97 bini mikro işletme ve KOBİ, 1.205’i ise büyük işletmeler. Satıcılarımız Trendyol’dan gelen siparişleri karşılamak için 360 bin kişiyi istihdam ediyor. Bununla birlikte platformumuzda gerçekleşen satışlar ürün imalatı, kargo dağıtımı, paketleme, müşteri hizmetleri ve dijital pazarlama gibi birçok sektörü harekete geçiriyor. Trendyol bu yolla 708 bin kişilik dolaylı istihdam sağlıyor. 98 bin satıcımız ve bu dolaylı istihdam ile birlikte Türkiye ekonomisine toplam 1,1 milyon kişilik ek istihdam katkısı yapıyoruz. PAL, istihdam etkimizin 2023’te 2,4 milyon kişiye ulaşmasını öngörüyor.”

Satıcıları yüzde 90’ı cirosunu, yüzde 82’si istihdamını artırdı

Araştırma kapsamında yapılan satıcı anketlerinden çıkan sonuçları da paylaşan Mutlu, Trendyol ile çalışmaya başladıktan sonra satıcıların yüzde 90'ının cirosunu, yüzde 82'sinin istihdamını artırdığını belirtti. Mutlu, şöyle devam etti "Anket sonucuna göre satıcılarımızın yüzde 87'si genel performansının olumlu etkilendiğini, yüzde 80'i tüketicisini ve pazarını daha iyi tanıdığını,yüzde %77'si müşteri deneyimini iyileştirecek aksiyonlar aldığını belirtiyor. Ayrıca Trendyol sayesinde Covid-19 etkisini de sınırlı hissettiğini belirten satıcı oranı da yüzde 77.”

Trendyol’daki satıcıların yüzde 98'i yerli şirketlerden oluşuyor

Mutlu “Trendyol olarak yerli üretime çok önem veriyoruz. Satıcılarımızın yüzde 98'i yerli şirketlerden oluşuyor. Platformumuz üzerinden satılan ürünlerin yüzde 72'si Türkiye'de üretiliyor. 14 bin satıcı bizimle çalışmaya başladıktan sonra yeni bir ürünü Türkiye'de üretti veya ürettirdi.

Türk markalarının ve ürünlerinin global pazarlarda daha fazla yer alması ve e-ihracat önceliklerimiz arasında ve e-ihracat yapan işletme sayısını artırmak için çalışıyoruz” dedi.

"Satıcılarımızın yüzde 43’ü üç büyük il dışından"

Tüm satıcıların Trendyol üzerinden aynı büyük pazara ulaştığını vurgulayan Mutlu, “Üç büyük il dışındaki KOBİ’leri ve esnafı Türkiye'deki milyonlarca müşteriyle bir araya getirerek bölgesel kalkınmayı destekliyoruz. Özellikle Anadolu illeri pazaryerimizden her geçen gün daha fazla faydalanıyor. 2020’de üç büyük il dışındaki satıcı sayımız 42 bine ulaştı ve bu satıcılarımızın yüzde 93’ü Trendyol sayesinde yeni müşteri gruplarına ulaştıklarını ifade ediyorlar. Pazaryerimize katılan tüm satıcılarımızın büyümesi ve dijitalleşmesi için eğitim, pazarlama ve finansman desteklerimizi sürdüreceğiz” dedi.

17 bin kadın girişimci Trendyol’da satışa başladı

“Kadınları ekonomide öne çıkarmanın sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz. Trendyol ekibinin yüzde 42'si kadınlardan oluşurken satıcılarımızda bu oran yüzde 54. Bu rakamlar yüzde 31 olan Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Satıcılarımızda 600 bin kadın çalışıyor ve 194 bini Trendyol süreçleriyle ilgili işler yapıyor.

Trendyol’da satıcıların yüzde 25’i kadınlardan oluşuyor, Türkiye'de ise kadın işverenlerin oranı sadece yüzde 10. Trendyol olarak kadın girişimcilerin işlerini büyütmeleri için teknoloji, pazarlama, finansman ve eğitim gücümüzle onlara destek oluyoruz. Pandemi dönemiyle birlikte 17 bin kadın girişimci platformumuzda satışa başladı.

Ayrıca Trendyol’un ikinci el platformu Dolap’taki 1.1 milyon satıcıdan yaklaşık 400 bini ev hanımı ve Dolap üzerinden kullanmadıkları eşyaları satarak ev ekonomisine destek oluyorlar.

Böylece kadınlara ve ailelerine ekonomik ve sosyal fayda sağlıyoruz. Kadın girişimci ve kadın çalışan sayısını arttırmak için önümüzdeki dönemde de tüm olanaklarımızla çalışacağız.”

"Trendyol olarak Ar-Ge’ye yüzde 28 pay ayırıyoruz"

“Teknoloji yatırımlarına büyük önem veriyoruz. Küresel rekabette öne çıkmak için Türkiye'nin kendi teknolojisini üretmesi gerekiyor. Biz de buna katkı sağlıyoruz. Trendyol olarak, operasyonel giderlerimiz içinde Ar-Ge'ye yüzde 28 pay ayırıyoruz. Ülkemizdeki parlak yeteneklere yeni teknolojiler geliştirme şansı sunarak onların ülkemizde kalmasını sağlıyoruz.

Trendyol olarak Türkiye’ye bugüne kadar 335 milyon dolar dış yatırım getirdik. Bu yatırımları dijital ekosistemin gelişmesi için kullandık ve kullanmaya devam edeceğiz”

2020’de aktif müşteri sayımız 19,3 milyona ulaştı

Mutlu platformda 2019 yılı içinde en az bir alışveriş yapan, yani aktif müşteri sayısı 9,2 milyon iken, 2020’de bu sayının 19,3 milyona ulaştığını, 2020’nin son çeyreğinde günde ortalama 1,1 milyon paketi müşterilerine ulaştırdıklarını söyledi.




Aygaz, McKinsey ile iş birliği anlaşması imzalayarak Aykargo ile kargo sektörüne adım attı

 Koç Topluluğu şirketlerinden Aygaz, yenilikçi bakış açısıyla  inovasyon ve kurum içi girişimcilik projesi olarak başlattığı süreci geliştirmek için bağlı ortaklığı Aykargo adı altında kargo sektörüne adım attı. 


Aykargo’nun, Aygaz’ın mevcut bayi ağı ve eve teslimat tecrübesini kullanarak, e-ticaret ve büyüyen kargo dağıtım sektöründe faaliyetlerini geliştirmesi ve daha etkin yürütmesi amacıyla Aygaz, Aykargo ve McKinsey & Company arasında Ortaklık Çerçeve Sözleşmesi imzalandı. İmza törenine Koç Holding Enerji Grubu Başkanı ve Aygaz Yönetim Kurulu Üyesi Yağız Eyüboğlu, Aygaz Genel Müdürü Gökhan Tezel, Aykargo Genel Müdürü Özgün Şahin, McKinsey & Company Ortağı Bengi Korkmaz ve McKinsey & Company Kıdemli Ortağı Can Kendi katıldı. 


Konuyla ilgili yapılan açıklamada, taraflarca Aykargo’ya ilk 5 yılda toplam 75 milyon ABD Doları’na kadar yatırım yapılması ve ortaklık yapısının yüzde 80 Aygaz, yüzde 20 McKinsey & Company olarak belirlenmesi öngörülen Aykargo’nun, B2C odaklı ve teknolojik son nokta teslimat şirketi olma hedefiyle yola çıkarak Aygaz’ın tecrübesi, yaygın bayi ve alt yapısı ile 81 ilde hizmet vermesinin planlandığı belirtildi.


Aygaz ve McKinsey & Company ortaklığıyla faaliyet gösterecek Aykargo ile ilgili konuşan Koç Holding Enerji Grubu Başkanı ve Aygaz Yönetim Kurulu Üyesi Yağız Eyüboğlu, şunları söyledi: “Koç Enerji Grubu şirketlerinden olan ve Türkiye LPG sektörünün lideri konumundaki Aygaz, Türkiye’nin dört bir yanına uzanan geniş bayi ağıyla 60 yıldır her gün binlerce konut ve işyerinin kapısını çalıyor. Verdiği kaliteli ve güvenli hizmetin en somut ve gurur verici kanıtının ise halkımızın kurulduğu ilk günden itibaren sektör liderliğini markamıza teslim etmesi olduğunu söyleyebilirim. İşte Aygaz’ın bu köklü deneyimi ve 81 ile yayılan güçlü lojistik altyapısı ile temelleri atılan Aykargo’nun kargo sektörüne yeni ve güçlü bir soluk getireceğine inancım tam. Bu kapsamda, McKinsey & Company gibi çeşitli sektörlerde ulusal ve uluslararası çapta köklü deneyime sahip güçlü bir marka ile oluşturduğumuz iş birliğinin Aykargo’ya olduğu kadar ülkemizde kargo sektörüne de  önemli katkı sağlayacağına inanıyorum.”


Aykargo’nun Türkiye’nin en güçlü teknoloji odaklı kargo şirketi haline gelmesi hedefi ile çalışmalarına devam ettiklerini söyleyen Aygaz Genel Müdürü Gökhan Tezel, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “İnovasyon faaliyetlerimiz kapsamında projelendirdiğimiz işlere liderlik ediyoruz. Aykargo gibi kargo sektörüne kazandırılan bu girişimi hayata geçirmekten son derece gururluyuz. 81 ilde 4 bine varan tüpgaz bayimiz ve otogaz istasyonumuzla her gün 60 binden fazla konuta ve 1 milyonu aşkın araç sahibine ürün temin ediyoruz. Türkiye’de tüketicilerin en çok tercih ettiği, uluslararası alanda saygın ve güçlü bir konuma sahip olan bir marka olarak, sektöre önemli bir kazanım olduğunu düşündüğümüz Aykargo ile güçlü lojistik altyapımızın verdiği imkânlar ve McKinsey’nin uzun yıllara dayanan tecrübesinden faydalanarak müşteri memnuniyetini bu alanda en üst seviyeye çıkaracağımıza inanıyorum.” 


McKinsey & Company şirket ortağı Bengi Korkmaz ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada Aygaz ile yapılan iş birliğini değerlendirdi. Korkmaz, “Aygaz ile gerçekleştirdiğimiz stratejik iş birliği ile büyümekte olan kargo dağıtım sektöründe farklılık yaratacak ve tüketicileri merkeze koyacak hizmetler vermek amacındayız. Aykargo’nun ülkemize hayırlı olmasını dileriz.” dedi.

https://www.aykargo.com.tr/



14 Ocak 2021 Perşembe

Migros, e-ticaret kanallarındaki üç yıllık hedefi bir yılda tamamladı

 Migros, e-ticaret kanallarındaki üç yıllık hedefi 1 yılda tamamlayarak 3 kat arttırdı. Migros Hemen'inse müşteri sayısı geçen yıla göre 7 kat arttı.

Webrazzi Ödülleri kapsamında Migros Sanal Market, Yılın Market Sipariş Servisi kategorisinde birinci oldu. Mart ayının başında başlayan Corona Virüs salgını nedeniyle evden çıkılmamasının tavsiye edilmesi ve özel sektörde bir çok şirketin çalışanlarını evden çalışmaya yönlendirmesi ile birlikte, online alışverişlerde büyük bir artış gözlemlenmişti. Çünkü evinden çıkıp pazar, market gibi kalabalık ortamlara girmek istemeyenler online alışverişi tercih etmişti. Bu da -Ticaret Bakanlığı verilerine göre- ilk 6 ayda online market kategorisi yüzde 434 büyüyerek, 1.8 milyar TL’ye ulaşmasını sağladı.

Migros da bu rüzgardan olumlu etkilenen şirketler arasında yer alıyor. Bunu geçen sene, online kanallarına yaptığı yatırımlar sayesinde ivme yakaladı. Şirket, e-ticaret kanallarındaki üç yıllık hedefi 1 yılda tamamlayarak 3 kat arttırdı. Migros Hemen müşteri sayısı geçen yıla göre 7 kat arttı. Ayrıca, fiziksel mağazacılığa olan yatırımları hız kesmeden sürerken, yıl içinde açtığı 184 yeni mağaza ile 81 ildeki mağaza sayısını 2 bin 300’ü aştı. 

2020 yılının yaşanılan tüm güçlükler ve anlık değişen koşullara karşın yatırımlarının kesintisiz sürdürüldüğü bir yıl olduğunu söyleyen Migros Ticaret A.Ş. E-Ticaret İş Birimi Direktörü Orçun Onat açıklaması ile bir yıllık süreci şöyle özetliyor:

Bu süreçte, hem fiziki mağazalarda hem de online kanallarda güçlü olmanın önemini tekrar gördük. Uzun yıllardır güçlendirdiğimiz alt yapımız, böylesi belirsiz ortamlarda hareket kabiliyetimizi artırarak daha çevik ve dirençli bir yapıya sahip olmamızı sağladı. Bu süreçte birçok yeniliği de hayata geçirdik. Bu yeniliklerimizle mevcut pandemi koşullarında müşterilerimizin ihtiyaçlarını tüm kanallarımızla karşılarken, bugün ve yarın ihtiyaç duyacakları yeni hizmetleri de başlatmış olduk.

Migros Hemen, Dark Store, Jet Kasa...
Şirket bunu pandemiyle değişen ve artan ihtiyaçlar için teknolojinin nimetlerinden yararlandı. Perakende alanında ilk kez yapılan yeni uygulamalar devreye aldı. Migros Sanal Market hizmetini 81 ilin tamamında hizmet veriyor duruma geldi. 30 dakikada teslimat modeliyle öne çıkan Migros Hemen’in hizmet sunduğu mağaza sayısını 3 ilden 23 ilde hizmet verir hale getirdi. Bu süreçte ayrıca alışverişte teması minimuma indiren, Mağazadan Teslim seçeneğini hayata geçirdi. Online teslimat modellerinin hizmet kapasitelerinin artırılması için gölge mağazalar adını verdiği 'dark store' uygulamasını yaygınlaştırdı. Bu sayede ilgili mağazalardaki Migros Sanal Market hizmet kapasitesi 5 kata kadar arttı.

Türk perakende sektöründe önemli adımlardan biri olarak hayata geçirdiği Jet Kasa uygulamasının yanında MKolay deneyiminin ödeme adımını, jet kasada bitecek şekilde yeni baştan tasarladı ve 13 ilde yer alan 62 mağazada müşterilerle buluşturdu. Bu arada belirtelim MKolay uygulaması ile müşteriler, mağaza alışverişleri esnasında kendi mobil cihazlarından barkodlarını okuttukları ürünleri direkt olarak alışveriş torbalarına atıyor ve kasadan tekrar geçirmeden Jet Kasa’lardan ödeme yapabiliyorlar. Bunun yanında mobil ödeme imkanı ile müşteriler, Migros mağazalarında yaptıkları alışverişleri cüzdan veya kart taşımalarına gerek kalmadan, mobil olarak ödeyebiliyorlar.

Orçun Onat, şirketin 2021 hedefleri konusunda ise şöyle konuşuyor: "Yaşanılan süreç ile beraber dünyada fiziksel mağazaların mobil-dijital kanallarla genişlemesinden söz edeceğiz. Online ve offline entegrasyonu 2021’deki en önemli gündemlerimizden biri. Mağaza açmaya devam edeceğiz fakat mağazalarımızın kapasitelerini eve teslimat modeliyle güçlendireceğiz. Hem fiziki hem de online perakendeci olarak, kusursuz müşteri deneyimi üzerine yaptığımız yatırımlar hız kesmeden sürerken, alışverişi kolaylaştıran ve veriyle destekleyen modeller ile mobil ödeme ve elektronik para içerikli sistemler üzerine çalışmalarımız sürecek."

13 Ocak 2021 Çarşamba

2020’de Trendyol’da 347 milyon adet ürün satıldı

 E-ticaret platformlarından Trendyol, 10. yılında “Trendyol’un Türkiye Ekonomisine Etkileri” araştırmasının sonuçlarını açıkladı.

Trendyol, bağımsız araştırma kuruluşu Politika Analiz Laboratuvarı (PAL) tarafından gerçekleştirilen “Trendyol’un Türkiye Ekonomisine Etkileri” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Rapor ile ilgili açıklamalarda bulunan Trendyol Kurucusu ve CEO’su Demet Mutlu, “Pandemi döneminde, platformumuzda satış yapan işletmelerin ve ihtiyaçlarını karşılayan müşterilerin artmasıyla Türkiye ekonomisine pozitif etkimiz daha da arttı. 2020’de, büyük çoğunluğu KOBİ olan 98 bin işletmemiz ve 1,1 milyon bireysel satıcımız Trendyol’da büyük çoğunluğu KOBİ olan 98 bin işletme ve 1,1 milyon bireysel satıcı platform üzerinden 347 milyon adet ürün satışı gerçekleştirdi.” açıklamasında bulundu.




Trendyol’un 2020’de istihdam etkisi 1,1 milyon kişi, 2023’te 2,4 milyon


Mutlu şöyle devam etti: “Platformumuzda yer alan 98 bin satıcının 97 bini mikro işletme ve KOBİ, 1.205’i ise büyük işletmeler. Satıcılarımız Trendyol’dan gelen siparişleri karşılamak için 360 bin kişiyi istihdam ediyor. Bununla birlikte platformumuzda gerçekleşen satışlar ürün imalatı, kargo dağıtımı, paketleme, müşteri hizmetleri ve dijital pazarlama gibi birçok sektörü harekete geçiriyor. Trendyol bu yolla 708 bin kişilik dolaylı istihdam sağlıyor. 98 bin satıcımız ve bu dolaylı istihdam ile birlikte Türkiye ekonomisine toplam 1,1 milyon kişilik ek istihdam katkısı yapıyoruz. PAL, istihdam etkimizin 2023’te 2,4 milyon kişiye ulaşmasını öngörüyor.”




Satıcıların yüzde 90’ı cirosunu, yüzde 82’si istihdamını artırdı


Araştırma kapsamında yapılan satıcı anketlerinden çıkan sonuçları da paylaşan Mutlu, Trendyol ile çalışmaya başladıktan sonra satıcıların yüzde 90’ının cirosunu, yüzde 82’sinin istihdamını artırdığını belirtti. Mutlu, şöyle devam etti “Anket sonucuna göre satıcılarımızın yüzde 87’si genel performansının olumlu etkilendiğini, yüzde 80’i tüketicisini ve pazarını daha iyi tanıdığını, yüzde 77’si müşteri deneyimini iyileştirecek aksiyonlar aldığını belirtiyor. Ayrıca Trendyol sayesinde Covid-19 etkisini de sınırlı hissettiğini belirten satıcı oranı da yüzde 77.”




Trendyol’daki satıcıların yüzde 98’i yerli şirketlerden oluşuyor


“Trendyol olarak yerli üretime çok önem veriyoruz. Satıcılarımızın yüzde 98’i yerli şirketlerden oluşuyor. Platformumuz üzerinden satılan ürünlerin yüzde 72’si Türkiye’de üretiliyor. 14 bin satıcı bizimle çalışmaya başladıktan sonra yeni bir ürünü Türkiye’de üretti veya ürettirdi.




Türk markalarının ve ürünlerinin global pazarlarda daha fazla yer alması ve e-ihracat önceliklerimiz arasında ve e-ihracat yapan işletme sayısını artırmak için çalışıyoruz” dedi.


Satıcılarımızın yüzde 43’ü üç büyük il dışından


Tüm satıcıların Trendyol üzerinden aynı büyük pazara ulaştığını vurgulayan Mutlu, “Üç büyük il dışındaki KOBİ’leri ve esnafı Türkiye’deki milyonlarca müşteriyle bir araya getirerek bölgesel kalkınmayı destekliyoruz. Özellikle Anadolu illeri pazaryerimizden her geçen gün daha fazla faydalanıyor. 2020’de üç büyük il dışındaki satıcı sayımız 42 bine ulaştı ve bu satıcılarımızın yüzde 93’ü Trendyol sayesinde yeni müşteri gruplarına ulaştıklarını ifade ediyorlar. Pazaryerimize katılan tüm satıcılarımızın büyümesi ve dijitalleşmesi için eğitim, pazarlama ve finansman desteklerimizi sürdüreceğiz” dedi.


17 bin kadın girişimci Trendyol’da satışa başladı


“Kadınları ekonomide öne çıkarmanın sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz. Trendyol ekibinin %42’si kadınlardan oluşurken satıcılarımızda bu oran yüzde 54. Bu rakamlar yüzde 31 olan Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Satıcılarımızda 600 bin kadın çalışıyor ve 194 bini Trendyol süreçleriyle ilgili işler yapıyor.


Trendyol’da satıcıların yüzde 25’i kadınlardan oluşuyor, Türkiye’de ise kadın işverenlerin oranı sadece yüzde 10. Trendyol olarak kadın girişimcilerin işlerini büyütmeleri için teknoloji, pazarlama, finansman ve eğitim gücümüzle onlara destek oluyoruz. Pandemi dönemiyle birlikte 17 bin kadın girişimci platformumuzda satışa başladı.


Ayrıca Trendyol’un ikinci el platformu Dolap’taki 1.1 milyon satıcıdan yaklaşık 400 bini ev hanımı ve Dolap üzerinden kullanmadıkları eşyaları satarak ev ekonomisine destek oluyorlar.


Böylece kadınlara ve ailelerine ekonomik ve sosyal fayda sağlıyoruz. Kadın girişimci ve kadın çalışan sayısını arttırmak için önümüzdeki dönemde de tüm olanaklarımızla çalışacağız.”


Trendyol olarak Ar-Ge’ye yüzde 28 pay ayırıyoruz


“Teknoloji yatırımlarına büyük önem veriyoruz. Küresel rekabette öne çıkmak için Türkiye’nin kendi teknolojisini üretmesi gerekiyor. Biz de buna katkı sağlıyoruz. Trendyol olarak, operasyonel giderlerimiz içinde Ar-Ge’ye yüzde 28 pay ayırıyoruz. Ülkemizdeki parlak yeteneklere yeni teknolojiler geliştirme şansı sunarak onların ülkemizde kalmasını sağlıyoruz.


Trendyol olarak Türkiye’ye bugüne kadar 335 milyon dolar dış yatırım getirdik. Bu yatırımları dijital ekosistemin gelişmesi için kullandık ve kullanmaya devam edeceğiz”


2020’de aktif müşteri sayımız 19,3 milyona ulaştı


“Trendyol’da moda, elektronik, ev ve mobilya, market, gıda, anne-çocuk, kozmetik gibi birçok kategoride 30 milyondan fazla ürün çeşidi bulunuyor. Türkiye’nin her yerinden bu ürünlere platformumuz sayesinde ulaşılabiliyor. Müşterilerimiz fiyat ve satıcı kıyaslaması yaparak istediği ürünü seçebiliyor ve neredeyse tüm ihtiyaçlarını platformumuz üzerinden hızlı ve güvenli şekilde karşılayabiliyor.


Platformumuzda 2019 yılı içinde en az bir alışveriş yapan, yani aktif müşteri sayısı 9,2 milyon iken, 2020’de bu sayı 19,3 milyona ulaştı. 2020’nin son çeyreğinde günde ortalama 1,1 milyon paketi müşterilerimize ulaştırdık.”











10 Ocak 2021 Pazar

2020'de de en çok akıllı telefon satıldı

 "Teknoloji Alışveriş Raporu"na göre, 2020 yılı içinde yine en çok akıllı telefonlar satın alınırken, son dönemin parlayan ürünlerinden robot süpürgeler, her yaş grubu tarafından alışveriş sepetine atıldı



Teknosa "Teknoloji Alışveriş Raporu"na göre,  2020 yılının en çok satın alınan teknoloji ürünleri arasında sırasıyla akıllı telefon, notebook, LCD TV, tablet, oyun bilgisayarı, akıllı saat, elektrikli süpürge, şarjlı süpürge ve bluetooth kulaklıklar yer aldı.


Teknosa, 2020 yılının teknoloji alışverişi tercihlerini açıkladı.

Pandemi nedeniyle değişen ve artan teknoloji ihtiyaçlarının ön plana çıktığı, dikkati çekici sonuçların yer aldığı "Teknoloji Alışveriş Raporu"na göre, 2020 yılı içinde yine en çok akıllı telefonlar satın alınırken, son dönemin parlayan ürünlerinden robot süpürgeler, her yaş grubu tarafından alışveriş sepetine atıldığı görüldü. 


Büyük bölümünde online eğitimin uygulandığı 2020 yılında notebook ve tablet satışları rekor oranda yükselirken, evlerde geçirilen zamanın artmasına bağlı olarak geniş hacimli fırınlar da yılın çok satanlar listesine girdi.  


Pandemi koşulları nedeniyle online ürün araştırma ve alışverişler katlanırken, hızlı teslimat seçenekleri ve web-chat, whatsapp canlı destek hizmetleri de yoğun ilgi gördü.


"Ek Garanti" hizmet paketi, en çok satanlar listesinde

Açıklamada yer alan bilgiye göre, 2020 yılının en çok satın alınan teknoloji ürünleri arasında sırasıyla akıllı telefon, notebook, LCD TV, tablet, oyun bilgisayarı, akıllı saat, elektrikli süpürge, şarjlı süpürge ve bluetooth kulaklıklar yer aldı. 


Aldıkları ürünün garanti süresini uzatmak isteyenler "Ek Garanti" hizmet paketini de en çok satanlar listesine soktu. En çok büyüyen kategorilerde ise şarjlı süpürgeler, notebooklar, tablet, kulaklıklar ve oyun bilgisayarları öne çıktı.


Akıllı telefonlarda yüksek hafıza kapasiteli ve hızlı şarj özelliği tüketicilerin belirleyici kriterleri oldu.


6-7 inç segmentinde büyük ekran ürünler öne çıkarken, telefon tercihlerinde kadınlar mavi ve gold rengini erkekler siyah ve mavi rengini daha fazla tercih etti. 


Telekom kategorisi içinde ayrıca akıllı saatler sağlıklı yaşama ve pratikliğe verilen önem artınca satışlarını daha da artırdı.


Tabletler salgın sebebiyle eğitimin online gerçekleşmesi ile eski günlerine döndü


Tabletler, salgın sebebiyle eğitimin online gerçekleşmesi ile eski günlerine döndü ve en çok satanlar listesine girmeyi başardı.


Notebook ve tablet satışlarındaki artış, bu ürün gruplarının aksesuar satışlarına da olumlu yansıdı.  Evde keyifli vakit geçirmek ön plana çıktığından oyun özellikli bilgisayarlar ve oyun aksesuarları satışlarında ciddi artışa yol açtı. Evde eğlencenin diğer adresi TV'lerde en çok 60 inç ve üstü büyük ekranlar tercih edildi.

Dizi, oyun içeriklerinin olduğu hediye kartlarının satışındaki artışlar da dikkat çekti. Kadınlar daha çok dizi, erkekler ise oyun platformlarının kartlarına yöneldi.


Beyaz eşyada enerji tasarruflu ürünler tercih edilirken, çamaşır makinesinde 10 kg ve üstü seçeneklere talep arttı. Evde ailece vakit geçirilen zamanın artması ve evde yemek yapma trendi, fırınların yenilenmesine neden oldu. Fırınlarda geniş hacimli, 70 litre ve üstü kapasite özellikli ürünler öne çıktı.


Buzdolaplarında 500 litre ve üstü geniş hacimli ürünlere olan yönelim artış gösterirken, küçük ev aletleri kategorisinin yıldızları süpürgeler, kahve makineleri ve saç / sakal kesme makineleri oldu.


İstanbul lider konumda 


Teknoloji alışverişinde öne çıkan şehirlerde de İstanbul liderliği elinde tutarken onu sırasıyla Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Bursa, Konya, Diyarbakır, Gaziantep ve Kocaeli takip etti.


Teknosa'nın açıkladığı 2020 yılı teknoloji alışveriş tercihlerinde dikkat çeken bir diğer nokta da son dönemde hayatımıza giren robot süpürgelere olan ilgi oldu.


Teknosa.com'da en çok aranan ve tercih edilen ürünlere bakıldığında, 25 yaş ve üzeri tüketicilerin tamamının robot süpürgelere olan ilgisi dikkat çekti.


Yaş gruplarına göre bakıldığında arama sonuçlarında, 18-24 yaş arasında en çok oyun bilgisayarı ve konsol, 25-34 yaş arasında en çok robot süpürge, telefon, konsol, 35-44 yaş arasında en çok robot süpürge, notebook, telefon, TV, 45-54 yaş arasında en çok robot süpürge ve notebook araması yapıldı.


8 Ocak 2021 Cuma

Hızlı teslimat sektörünün rekabeti de hızlı

 Covid-19 salgını, geleneksel tüketim alışkanlıklarının yanında online tüketimi de değiştirdi. Bu dönemde yoğun olarak online alışverişin tercih edilmesi, çevrimiçi satış yapan şirketleri lojistik yatırımına yönlendirdi. Sadece gıda sektörü değil, hızlı tüketim ve hatta kozmetik gibi sektörler için de bu alanda yeni girişimler söz konusu oldu. Kısacası hızlı teslimat sektörü, bu dönemde hem yelpazesini genişletti hem de şirketlere yeni bir iş modeli oluşturdu

Mustafa Gündoğdu / mustafa.gundogdu@platinonline.com


Pandemi süreci hangi sektöre yaradı desek, bunun yanıtı e-ticaret olurdu şüphesiz. Zira beş yıllık hedeflerine 2020 sonunda ulaşmayı garantileyen e-ticaretçiler, 2020 yılının ilk yarısında yüzde 80’lik bir büyüme oranına ulaştı. Bu denli bir hızlı büyüme, sektör adına yeni bir girişim kapısı açtı: Hızlı teslimat sektörü…


E-ticaretin bu denli hızlı artması ise bazı kargo şirketlerinin bu hıza ayak uyduramadığına şahit olduk. Hal böyle olunca geleneksel ve e-ticaret şirketlerinin kendi lojistik süreçlerini başlatmasına neden oldu. Kimi işletmeler kendi lojistik ağını kurarken, kimisi de dış kaynakla bu alana yatırım yaptı. Bu noktada müşteriye teslimatın şekilleri de değişti. "Evinize, iş yerinize geldik ama sizi bulamadık" tarzındaki yaklaşımdan daha farklı bir hizmet isteyen müşterilerin taleplerine kulak veren firmalar, yeni dönemde en çok tercih edilebilir şirketlerin başında gelecek gibi gözüküyor. 


HİZMET KABUK DEĞİŞTİRİYOR


Pandemi süreci 2020 yılını ve hızlı teslimat sektörünü yeniden şekillendirdi. İnsanlar evlerinde kalmaya devam ederken bir yandan da alışık oldukları yaşam standartlarını korumaya devam etti ve satın alma tarafında e-ticarete yönelmeye başladı. Sonuç olarak 2020 yılında online alışverişe olan talep ciddi bir artış gösterdi. E-ticaret, pandemiyle birlikte öngörülenden çok daha hızlı büyüyerek birkaç yıl içinde gelmesi beklenen noktaya birkaç ayda geldi. Fakat bu noktada teslimatlarda bazı sorunlar da baş gösterince e-ticaret şirketleri, kendi teslimatlarını kendileri yapacak yatırımları hayata geçirmeye başladı. 


Aslında bu sorun 11.11 ve Black Friday gibi indirim günlerinde yapılan yoğun alışverişlerin tüketiciye teslimatlarında sorunların yaşanmasıyla başlamıştı. Bunun üzerine pandemi de binince, hızlı teslimat sektörünün de boyut değiştirdiğine şahit olduk. Dolayısıyla sadece gıda değil, akla gelebilecek her tüketim malzemesinin hızlı teslimat seçeneğiyle birlikte sunulmaya başladığını görüyoruz.


TÜKETİCİ HIZLI TESLİMAT İSTİYOR


Pandemi sürecinde tüketici alışkanlıklarının hızlı bir şekilde değiştiğini belirten Tmob CEO’su Rudi Dökmecioğlu, “Geldiğimiz noktada perakende sektörü müşterileri, ‘dijital tüketicilere'  dönüştü. Yüz yüze iletişimin olmaması ve ürünü görerek alamamalarına bağlı olarak tüketiciler artık çok daha zor tatmin oluyorlar, kendilerini özel hissetmek istiyorlar ve en önemlisi de siparişlerinin derhal ulaştırılmasını istiyorlar. Araştırmalara göre pandemiyle birlikte tüketicilerin yüzde 68’i daha hızlı teslimat isterken; bunların da yüzde 37’sinin, ekspres teslimat imkanı sağlandığında, 4 kat daha fazla alışveriş yaptıkları gösteriyor. Yine araştırmalara göre müşteri memnuniyetinin yüzde 18, alışveriş sepeti hacminin yüzde 4 ve müşteri sadakatinin de yüzde 5,6 yükseldiği gözlemleniyor” dedi.


PLATFORMLARIN YANINDA YERLİ GİRİŞİMLER DE OLAYA EL ATTI


Türkiye’nin önde gelen e-ticaret platformlarından olan Hepsiburada, hızlı teslimatta Hepsijet lojistik şirketini hayata geçirirken, Trendyol da pandemi sonrası artan talebe daha hızlı cevap verebilmek için Trendyol Express’i kurdu. Bununla beraber Boyner de Boyner Express’i tüm Türkiye’de müşterileriyle buluşturmaya hazırlanıyor.  


Hızlı teslimat sektöründeki yerli girişimci sayısındaki artış da gözlerden kaçmıyor. Bu bağlamda 2019 yılında kurulan PackUpp, yüzde 100 yerli yazılım ile kurumsal firmaların ve e-ticaret sitelerinin ürünlerinin müşterilere 'Aynı-Gün' ve 'Sonraki-Gün' teslimatını sağlıyor. Yine bir başka girişim olan 'Bir Günde Kargo' ise geliştirdiği özel yazılım sayesinde müşterilerine maksimum bir günde teslimat sözü veriyor ve teslimatlarda 24 saati aştıkları takdirde para iadesi yapıyor.


TESLİMAT SÜREÇLERİ UZAYINCA...


Sinoz da bu dönemde kendi kargo girişimini başlatan markalardan oldu. Bu süreçte e-ticaret faaliyetlerini geliştirmek adına derslerini iyi çalıştıklarını söyleyen Sinoz Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Çörekci, ‘Anında Kargo’ firmasının temellerini attıklarını belirtiyor. Bu yatırımın temel sebebinin, üçüncü parti kurumlarının teslimat süreçlerinde sergilediği roller olduğuna vurgu yapıyor.  Çörekçi; “Sürecin tüm e-ticaret şirketleri için gerekliliğini içinde bulunduğumuz dönemde bir kez daha gördük. Yatırım ağımızı genişletmeye geri bildirimler doğrultusunda devam ediyoruz” diyor.


Teknoloji perakendecisi Teknosa ise ‘bugün sizde’ ve ‘yarın sizde’ teslimat tiplerinin yanında ‘araçta teslimat’ hizmetiyle de sektöründe bir ilki hayata geçirdi. Teknosa; çoklu kanal stratejisi ile tüketicilerini diledikleri her yerden, diledikleri şekilde teknoloji ürün ve hizmetleriyle buluşturuyor.


“E-TİCARET YERİNİ ‘H-TİCARETE’ BIRAKIYOR”


Yemeksepeti CEO'su Nevzat Aydın "Hızla değişen ve dijitalleşen dünya düzeninde e-ticaretin en önemli unsurunun hız haline geldiğini söylemiştik. Özellikle günlük ihtiyaçların hızlı teslimatı büyük önem kazandı. Bu anlamda e-ticaret evrimleşerek yerini hızlı ticaret dediğimiz h-ticarete bıraktı. Biz de Yemekspeti ve Banabi inovatif kimliğimizle, hızlı teslimatı iş yapış biçimimizin bir parçası haline getirerek bu yeni trende, yani h-ticarete öncülük ediyoruz. Yeni dünya düzeniyle online alışverişe olan talep, doğal olarak artış gösteriyor. E-ticaret büyüdükçe bununla birlikte h-ticaret konusu da önem kazanıyor. H-ticaret faaliyetlerimize devam ederek öncü marka olmayı hedefliyor ve teslimatın geleceğini şekillendirmede önemli bir rol üstleniyoruz." dedi.


“TÜKETİCİ, KONTROLÜN KENDİSİNDE OLMASINI İSTİYOR”


Hepsiburada Operasyon Grup Başkanı Taner Timirci "Artık hız ve rahatlık her zamankinden fazla öneme sahip. Kullanıcılarımız istedikleri an sipariş verebilmenin yanı sıra, çok kısa sürede ve istedikleri zaman diliminde siparişlerinin teslim edilmesini talep ediyor, hızlı teslimat talebi de bir o kadar önem kazanıyor. Aynı gün teslimat giderek daha fazla gündeme geliyor. Tüketiciler, kontrolün kendilerinde olmasını istiyor. Siparişlerini ne zaman, nerede teslim alacaklarına karar verebilmek onlar için önemli. Yani tüketicinin kargo peşinde koştuğu dönemi geride bırakıyoruz. Örneğin, e-ticarette kargo teslimatı konusunda en önemli beklentilerden birinin, belirli bir saatte ve belirli bir noktada hazır bulunma mecburiyetinin ortadan kalkması olduğunu fark ettik ve bu beklentiye Hepsimat ile yanıt verdik. Hepsimat sayesinde müşterilerimiz artık kendi seçtikleri sipariş noktasından ürünlerini teslim alabiliyor. Hepsimat iş ortaklarımızın sayısını artırmayı ve teslimat yapılacak lokasyonların sayısını 650’ye çıkarmayı planlıyoruz." dedi.


“SCOTTY’DEN DE DESTEK ALACAĞIZ”


Boyner Büyük Mağazacılık CEO’su Eren Çamurdan "Boyner.com.tr ve Morhipo’nun online ticarette payı artarken; müşterilerimizin online alışveriş deneyimini uçtan uca geliştirmeyi ve zenginleştirmeyi hedefliyoruz. E-ticaret işimiz yüzde 80’leri aşan bir hızla büyüyor. Teknoloji ve insan kaynağı ve deneyim yatırımları ile sağladığımız bu başarıyı, en çok ihtiyaç duyduğumuz dağıtım ağı yatırımıyla da pekiştirerek müşterilerimize verdiğimiz hizmeti bambaşka bir boyuta taşıyoruz. Kendi dağıtım operasyonumuz Boyner Express’in katacağı güçle müşterilerimiz hızlı, pratik, hayat kolaylaştıran eşsiz bir online alışveriş deneyimi yaşayabilecek. Boyner.com.tr ve Morhipo siparişleri artık müşterilere Boyner hızı ve kalitesinde teslim edilecek. Böylece müşterilerimizin zaman zaman sıkıntı yaşadıkları teslimat problemini, birlikte çalıştığımız kargo şirketlerinin hizmetlerine ek olarak iş ortağımız Scotty’nin de desteğiyle sunacağımız kendi özel hizmetimizle de çözme imkanımız olacak." dedi.





Kaynak:

https://www.platinonline.com/dergi/hizli-teslimat-sektorunun-rekabeti-de-hizli-1075581